25. FURKAN SURESİNDEN TÜRKÇE MEALLER VE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

    25. FURKAN SURESİ 77: İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;
   Allah, Bereketin ve İyiliğin kaynağıdır;
    Bu Furkan’ı (doğruyu yanlıştan ayıran) bu Kitab’ı1, alemlere2 uyarıcı olsun3 diye kuluna indiren    Allah, ne yüce bir bereket kaynağıdır!
    Açıklamalar 1;
    (1). Furkân,
doğruyu yanlıştan ayırmak veya ayıran şey anlamında olup ilahi kitapların ortak özelliğidir. Allah, kendini yanlışlardan koruyan müminlere de doğruyu yanlıştan ayırma özelliği (Furkan) verir. Kur’an, Tevrat, İncil birer furkandır.

    (2). Bunlar insan ve cin topluluklarıdır.
    (3). Uyarının kaynağı Allah’ın kitabıdır. Allah’ın resulü uyarma ve müjdeleme işini, o kitap ile yapar (11/2).
    ————————————————————————————————————————————————————————
    Allah’ın nitelikleri;

    2. Allah; göklerin ve yerin hakimiyeti sadece kendisinde olan, çocuk edinmemiş olan, hakimiyette ortağı bulunmayan ve her şeyi yaratıp ölçüsünü belirlemiş olandır.
    —————————————————————————————————————————————————————————
    Kafirlerin, Kur’an ve Hz. Peygamber için yanlış yorumları;
    3. Kendileri yaratılmış olup hiçbir şey yaratamayan; kendilerine fayda ya da zarar sağlayamayan; öldürmeye, yaşatmaya ve tekrar diriltmeye güçleri yetmeyenleri Allah ile aralarında ilahlar edindiler. 4. Kafirlik edenler (ayetleri görmezlikte direnenler) “Bu bir düzmecedir, onu o uydurmuştur, başka bir topluluk da ona yardım etmiştir” dediler. Böylece haksızlık etme ve yalan söyleme noktasına vardılar. 5.  Bir de şunu dediler: “Bu; öncekilerin yazılarıdır, Muhammed onlardan derleyip toplamaktadır. Bu ona sabah akşam yazdırılıyor.”

    6. De ki: “Onu, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen Allah indirmiştir. O, daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.” 7. Şunu da dediler: “Bu nasıl bir elçi ki yiyip içiyor, çarşıda pazarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilseydi de o da onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya! 8. Veya ona bir hazine verilseydi yahut ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı!”
    O zalimler (yanlışlar içinde olanlar) şunu da dediler: “Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” 9. Baksana, seninle ilgili nasıl benzetmeler yapıyorlar! Onlar bu şekilde sapıttılar, artık doğru yola gelemezler.  10.Bereketin ve iyiliğin kaynağı olan Allah, gerekli görürse sana daha iyisini, içinden ırmaklar akan bahçeler verir ve senin için köşkler yapar.
    ———————————————————————————————————————————————
    Hz. Peygambere hitap;     
    11. Aslında onlar o saat1 konusunda yalana sarıldılar. O saat konusunda yalana sarılanlar için alevli bir ateş hazırladık. 12. O alevli ateş onları uzak bir yerden görünce, onlar onun çatırtısını ve uğultusunu duyarlar. 13. Kelepçelenmiş halde, cehennemin dar bir yerine atıldıklarında da orada yok olup gitmek için yalvarırlar. 14. Bugün yok olmak için bir kez yalvarmayın, yok olmak için çok kez yalvarın!” (denir).

    15. De ki: “Bu (cehennem) mi iyi, yoksa müttakilere (yanlışlardan sakınanlara) vaat edilen kalıcı cennet mi? Orası onlar için hem bir ödül hem de varılacak son yerdir.” 16. Orada istedikleri her şey onların olacak ve ölümsüz olarak kalacaklardır. Bu, Rabbinin (gerçekleştireceğini) üstlendiği bir vaattir.
      17. Onları (kıyamet konusunda yalana sarılanları), Allah ile aralarına koyup kulluk ettikleri ile beraber topladığı gün onlara şöyle diyecektir: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?” 18. Onlar şöyle cevap vereceklerdir: “Sana içten boyun eğeriz; senin dışında herhangi bir varlığın bize senden daha yakın olacağını kabul etmemiz söz konusu olamaz. Lakin sen onlara ve babalarına o kadar nimet verdin ki sonunda o zikri (senin kitabını) unuttular ve kaybetmiş bir topluluğa dönüştüler.”
    19. Onlara şöyle denilecek: “Araya koyduklarınız, söylediklerinizi kesin bir dille yalanladılar. Artık herhangi bir azabı kendinizden savmaya da bir yardım görmeye de imkanınız yoktur. Aranızdan kim yanlış yapmakta ileri gitmişse (kendisi yoldan çıktığı gibi sizi de çıkarmışsa ona büyük bir azap tattıracağız.
    20. Senden önce gönderdiğimiz elçiler de elbette (senin gibi) yiyip içer ve çarşıda pazarda dolaşırdı. Kiminizi kiminiz için zor bir imtihan vesilesi kıldık, (bakalım) sabredebilecek misiniz? Senin Rabbin daima görür.
    (1).
Yanlış yolda gidenleri, şiddetli bir şekilde sarsacak olan saat, yeniden diriliş saatidir (6/31, 7/187).

    ———————————————————————————————————————————————
    O gün melekler kafirlere “Her şey size yasaklanmıştır!” derler;
    21. Allah’ın huzuruna varma konusuna ilgi duymayanlar: “Melekler bize de indirilse olmaz mı ya da Rabbimizi görsek!” derler. Onlar kendilerini büyük görürler de büyük bir azgınlığa düşerler.

    22. Melekleri görecekleri gün bu suçluları sevindirecek hiçbir şey olmayacaktır. Melekler onlara daima: “Yasak! Yasak!” diyeceklerdir. 23. Yaptıkları her bir işi ele almış1 ve toz duman haline getirmiş oluruz.
    (1). Onlar için de tartı kurulacak, günahları sevaplarından fazla geldiği için cehenneme gitmek zorunda kalacaklardır

Ahirette herkese, yaptığı amele göre farklı dereceler verilecektir (17/18-21).
     ————————————————————————————————————————————————-

    Cennet halkı ve cehennem halkının ahrette durumları;
    24. O gün cennet ahalisinin yerleştiği yerler pek iyi, dinlenme yerleri pek güzeldir. 25. Göğün bulut kümeleriyle bölüneceği ve meleklerin bölük bölük indirileceği gün1; 26. O gün tüm hakimiyet sadece Rahman’ın (iyiliği sonsuz olanındır). O gün kâfirler için zor bir gündür. 27. Yanlış yapan her kişi, o gün iki elini ısırarak şöyle der: “Keşke bu resul ile aynı yolu tutsaydım. 28. Yazık ettim kendime. Keşke falanca kişiyi samimi dost edinmeseydim. 29. Doğru bilgi (Allah’ın kitabı) bana geldikten sonra beni ondan o uzaklaştırdı. Şeytanlar2 insanı, yüzüstü bırakır.”
    Açıklamalar 1;
    (1).
Gökyüzü, yaratılmadan önce duman halindeydi. Yerin başka yere dönüştürüldüğü, göklerin de dönüştürüldüğü günde. Yani Kıyamet (mezardan kalkış gününde) yaratılış tekrarlanmış olacaktır. “Gök açılmış, orada kapılar oluşmuş olur.” 

    (2). Şeytan, hem insandan olur hem de cinlerden.  
     ——————————————————————————————————————————————-
    Hz. Peygamberin kavminden şikayeti;                                                     
30. (O gün) Elçimiz de şöyle der: “Rabbim, benim halkım bu Kur’ân’ı
(onun hükümlerini) terk edilmiş hale getirdiler1.”

    Açıklamalar 1;
    (1). Nebîmiz şöyle buyurmuştur: Ashabımdan bir grup sol tarafa alınacak, ben; “Ashabım! Ashabım!” diyeceğim. Allah Teâlâ diyecek ki; “Bunlar, senin ayrılmandan sonra sürekli geriye gittiler.” Ben de salih kul İsa’nın dediği gibi diyeceğim:“… İçlerinde bulunduğum sürece onları görüyordum. Beni vefat ettirince gören yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüp gözetirsin. Eğer azab edersen, onlar senin kullarındır. Bağışlarsan şüphesiz sen güçlüsün, doğrusunu yaparsın (5/117-118).”

      ——————————————————————————————————————————————–
      Kur’an’ın parça parça indirilmesi;
     32. Kâfirlik edenler (görmezlikte direnenler): “Kur’an ona, bir seferde toptan indirilseydi ya!” dediler. Böyle (parça parça) indirilmesi, gönlünü ona sabitleyelim diyedir. Biz onu sana tam tertil ettik (bağlantılarını güzel kurup yavaş yavaş açıkladık)! 33. Bunların sana getirdikleri herhangi bir örnek yoktur ki biz sana onun doğrusunu ve en güzel açıklamasını getirmiş olmayalım. 34. Onlar, yüz üstü cehenneme toplanacak olanlardır. İşte onlar en kötü yerde ve en sapık yoldadırlar.
     ——————————————————————————————————————————————-
    Kafirler aynı en’âm gibidir;
    43. Kendi arzusunu kendine ilah edineni1 gördün mü? Onu sen mi savunacaksın? 44. Onların çoğunun sana kulak verdiğini veya doğru bağlantı kurduğunu mu sanıyorsun? Onlar ancak en’âm (koyun, keçi, sığır, deve) gibidirler, hatta onlar çok sapkın bir yoldadırlar. 

    (1). Kendi nefislerini, arzu ve isteklerini öne alıp Allah’ın emirlerini ikinci sıraya atanlar.
     —————————————————————————————————————————————–
     Allah’ın nitelikleri;

    47. Geceyi sizin için örtü, uykuyu yatıp dinlenme vakti olarak oluşturan; gündüzü de kalkıp yayılma vakti yapan odur. 48. Rahmetinden (ikramından) önce rüzgarları müjdeci olarak gönderen ve gökten temiz bir su indiren de odur. 49. Bunu, o suyla ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız hayvanların1 ve insanlardan birçoğunun su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.
    50. Biz onu, doğru bilgilerini kullansınlar diye aralarında halden hale çevirdik2. Ama insanların çoğu, nankörlük dışında her şeye direnir. 51. Gerek görseydik her yerleşim yerinden bir uyarıcı çıkarırdık. 52. Sen kâfirlere (ayetleri görmezlikte direnenlere) boyun eğme; onlara karşı bununla (Kur’ân ile) tüm gücünü kullanarak cihad et (elinden geleni yap).
    Açıklamalar 1;
    (1). En’am kelimesiyle burada, bütün hayvanların kastedildiği açıktır.

    (2). Suyun hem özellik olarak (katı-sıvı-gaz) hem de yer olarak değiştirilip dönüştürülmesi anlamını kapsar. Kaynak suyu; dere suyu ve sonra deniz suyu. Kar; buz ya da buhar olması.  
    ——————————————————————————————————————————————–
     Seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik;
    54. Beşeri sudan yaratan, ona soy ve evlilik bağı belirleyen odur. Ölçüyü koyan senin Rabbin’dir. 55. Kendilerine bir faydası olmayan, zarar da vermeyen birini Allah ile aralarına koyup kulluk ediyorlar. Kâfir, Rabbine karşı başkasına destek olur.

    56. Biz seni, sadece müjdeci ve uyarıcı olasın diye elçi gönderdik. 57. De ki: “Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum1, sadece Rabbinin yolunu tercih edenler olmanızı istiyorum (42/23)”. 58. Ölmeyen, hep diri olana dayan! Her şeyi mükemmel yapması sebebiyle ona yönel! Kullarının günahlarından Allah’ın haberdar olması yeter!     
    (1).Allah, bir iyiliğe on sevap verdiği için Nebimiz her tebliğinden on sevap alır. Bu onun görevidir. İnsanların tebliği kabul edip davranışlarını değiştirmesi, dine uydurması Nebi’nin vereceği eğitimle olacaktır. Nebi en az on sevap da bunun için alır.       
    ————————————————————————————————————————————————
    Allah’ın nitelikleri;
    59. O Allah; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde1 yaratan ve sonra arşa (yönetimin başına) geçendir. O, Rahman’dır2. Sen (ne isteyeceksen) her şeyden haberdar olan Rahman’dan iste. 60. Onlara: “Rahman’a secde edin (sadece O’nun karşısında eğilin!)” dense “Rahman (iyiliği sonsuz olan) da kimmiş? Senin istediğine mi secde edeceğiz!” derler. Bu, onların sadece uzaklaşmalarını artırır.

    61. Gökte burçlar oluşturan, içlerine bir ışık kaynağını (Güneşi) ve ışığı yansıtan Ay’ı koyan zat (10/5, 71/16) ; ne yüce bir bereket kaynağıdır! 62. Doğru bilgi edinmek isteyenler veya görevlerini yerine getirmek isteyenler için geceyi ve gündüzü art arda oluşturan odur.
    Açıklamalar 1;
    (1). Bu süre Allah’a göredir. Bize göre altı bin yıl eder (32/5).                                                            
    (2). Rahmet, iyilik ve ikramı gerektiren incelik anlamındadır. Allah’ın sıfatı olarak kullanılınca sadece iyilik ve ikram anlamı kastedilir. Ceninin doğum zamanına kadar gelişimini sürdürdüğü üreme organına rahim denir. Çünkü kadının rahmi ceninin tüm ihtiyaçlarının karşılandığı yerdir. Yüce Allah da tüm varlıkların ihtiyaçlarını karşılar. Bu sebeple Allah’ın sıfatı olarak rahman, rahmeti her şeyi kuşatan anlamındadır. Bu özellik Allah’tan başkasında olmaz. Çünkü Allah’tan başkasının iyiliği sonsuz olamaz. Kuran’ın da rahmet olması, insanların ihtiyacı olan her şeyi karşılayan kitap olması sebebiyledir.
     ————————————————————————————————————————
    Mümin kulların nitelikleri;
    63. Rahman’ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyenlerdir. Cahillik edenler onlarla konuşunca, faydalı sözler1 söylerler. 64. Geceleri Rablerine secde eder ve kıyama dururlar (3/17, 32/16). 65. Onlar şöyle derler: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden sav! Onun azabı bitmek bilmeyen bir sıkıntıdır. 66. Orası ne kötü yerleşme ve kalma yeridir!”      67. Onlar; harcama yaparken savurganlık etmezler, cimrilik de yapmazlar. İkisinin arası bir yol tutarlar. 68. Onlar, Allah ile beraber başka bir ilahı yardıma çağırmazlar (17/22,39). Allah’ın dokunulmaz kıldığı bir canı haklı bir sebep olması dışında2 öldürmezler; zina da etmezler. Kim bunları yaparsa işlediği suçun cezasını bulur3. 69. Kıyamet günü azabı ikiye katlanır4. O azabın içinde alçaltılmış olarak sürekli kalır.    
     Açıklamalar 1;
   (1). Selam sözcüğüne “faydalı sözler” anlamı vermemizin sebebi, cahillerin müminlerin yanına gelip onlarla konuşmak istemeleridir. Bu durumda onlara söylenecek selam sözü faydalı sözler olmalıdır.  

  (2). Haklı sebepler; kısas (2/178), savaşta vuruşma anı (47/4) ve terör (5/33) suçlarının cezasıdır.
   (3). Ayette esâm şeklinde geçen ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. Adam öldürenler kısas (2/179), zina edenler de 100 kırbaç cezası (24/2) ile cezalandırılırlar.
    (4). Allah Teâlâ buyurur ki: “Bir iyilikle gelene onun on katı verilir. Bir kötülükle gelen ise sadece dengi ile cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar” (6/160). Herkes önce yaptığının karşılığını görür sonra onun dengiyle cezalandırılır. Böylece ceza ikiye katlanmış olur. Ahirette ceza görmemek için tövbe gerekir: “
    “Kim bir kötülük işler veya kendini yanlışa sürükler de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse Allah’ın bağışlamasının bol, ikramının çok olduğunu görecektir” (4/110).
     ———————————————————————————————————————————————-
     Tövbe edip iyi işler yapan Allah’a, gerçek anlamda dönüş yapmış olur;
    70. Ama kim tövbe eder (dönüş yapar), inanıp güvenir ve iyi işler yaparsa, Allah işte onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır1. 71. Çünkü kim tövbe eder ve iyi işler yaparsa Allah’a, gerçek anlamda dönüş yapmış olur.
    (1). Ayetin Tevrat’taki benzeri: “Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır. Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma uyar, adil ve doğru olanı yaparsa, (ahirette) kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir.  İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır. Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır.” “Şurası kesindir ki tevbe eden, inanıp güvenen, iyi iş yapan ve ayrıca doğru yola girmiş olanı ben daima bağışlarım”20/82.
———————————————————————————————————————————————
    Allah Teala’nın insanları kulluğa çağırması;
    72. Rahman’a kulluk edenler, yalan yanlış şeylere şahitlik etmezler. Bir faydası olmayan şeylere rastladıkları zaman da ağır başlı bir şekilde geçip giderler (6/68-69). 73. Onlara Rablerinin ayetleri anlatılınca sağırmış ve körmüş gibi davranarak konuyu geçiştirmezler. 74. Onlar şöyle dua ederler: “Rabbimiz! Bize gözümüzü gönlümüzü aydınlatan eşler ve evlatlar ver. Bizi müttakilere (yanlışlardan sakınanlara) önder yap1.” 75. Gösterdikleri sabra karşılık onlar yüksek konaklarla ödüllendirilir, orada iyilik dilekleri ve selam ile karşılanırlar. 76. Orada ölümsüzleşeceklerdir. Orası ne güzel yerleşme ve kalma yeridir! 77. De ki: “Rabbimin sizi (kulluğa) çağırması olmasa size ne diye önem versin ki! Ama siz (ey kâfirler, bu çağrı karşısında) hep yalana sarıldınız. O yalan yakanıza yapışacaktır.

    (1). Müttakî, kendini koruyandır. Allah’ın dini fıtrat, yani doğal yapıya koyduğu kanun ve kurallar bütünü olduğu çin (30/30) müttakî, fıtratını koruyan, yanlış yapmaktan sakınan kişidir (2/2).
    *Allah Teala yeryüzündeki her şeyi insanlar ve cinler için yarattı, her şeyi onların hizmetine verdi, kimseden kendi zatı için bir rızık istemedi. Kulluğu sadece kendisine yapmalarını emretti (2/21). Yaptıklarına karşılık da cennete davet etti. Allah’ın bu daveti olmasaydı, insan ve cinlerin yaratılmasının bir anlamı olmazdı. Allah hiçbir şeyi boşu boşuna yaratmaz (21/12).
      ——————————————————————————————————————————————