28. KASAS SURESİNDEN TÜRKÇE MEALLER VE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

    28.KASAS SURESİ 88: İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;
    Hz. Musa’nın kundağıyla nil nehrine bırakılması;
    3. İnanan bir topluluk için, Musa ve Firavun ile ilgili haberlerden bir kısmını sana bütün gerçekliği ile sıralayacağız: 4. Firavun, ülkesinde zorbaca bir yönetim kurmuş ve halkını farklı topluluklara ayırmıştı. Onlardan bir kesimini (İsrailoğullarını) zayıf düşürüyor; oğullarını boğazlıyor1, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.

    5. Biz de o topraklarda zayıf düşürülenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk.  6. Ayrıca onları o topraklara hakim kılmak; Firavun’un, Haman’ın ve o ikisinin emrinde olanların korktuklarını başlarına getirmek istiyorduk.
     7. Musa’nın annesine şunu vahyettik2: “Onu emzir, ona bir şey olacağından korktuğun zaman da nehre bırak. Korkma ve üzülme; biz onu sana geri verecek ve elçilerimizden yapacağız.
8. Sonra Firavun ailesi, ileride kendilerine bir düşman ve bir üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Çünkü Firavun, Haman ve o ikisinin emrindekiler suçlu kimselerdi.

    9. Firavun’un eşi dedi ki: “Benim ve senin için bir gözbebeği! Bunu öldürmeyin belki bize bir fayda sağlar, belki de evlat ediniriz.” Ama onlar işin farkında değillerdi. 10. Musa’nın annesi (Musa’dan başka) bir şey düşünemez hale geldi. Bize inanıp güvenenlerden olsun diye kalbine metânet vermeseydik neredeyse işi açığa vuracaktı. 11. Ablasına: “Onu takip et” dedi. O da onlar fark etmeden onu bir kenardan gördü. 12. Önce çocuğa, süt anneleri kabul ettirmedik. Sonra ablası dedi ki: “Onun bakımını sizin için üstlenecek, ona iyi davranacak bir aileyi size göstereyim mi?” 13. Böylece onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun ve üzülmesin. Bir de bilsin ki Allah’ın vaadi yerine gelir. Ancak çoğu kimse bunu bilmez. 14. Musa ergin hale gelip olgun bir kişilik kazanınca ona hikmet (doğru karar verme yeteneği) ve ilim verdik. Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
    Açıklamalar 1;
    (1). Musa’nın (a.s) bu katliamdan kurtuluş hikayesi belliyken, Harun’un (a.s) nasıl kurtulduğu kafalarda bir soru işareti yaratabilir. Tevrat’ta verilen bilgilerden Harun’un (a.s) Musa’nın (a.s) ağabeyi olduğunu ve aralarında üç yaş olduğunu görüyoruz: “Firavunla konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.”

     (2). Allah’ın vahyi; ilham yoluyla, perde arkasından veya melekleri aracılığı ile olur (42/51). Bunlardan ilk ikisi her insana yapılır. Allah her insanın içine, yaptığının iyi mi yoksa kötü mü olduğunu ilham eder (91/7-8). Rüyada da bazı şeyler bildirebilir. (12/4-5, 43-49). Allah bir meleği insan kılığında da gönderebilir. Meryem validemize böyle bir vahiy gelmiştir (19/16-21). Hz. Musa’nın annesine gelen de ilham türünde bir vahiydir.
    Vahyin 3. çeşidi ise insanlara bildirmek istediği sözlerini, insanlardan seçtiği elçilere melekler aracılığı ile ulaştırmasıdır. Bu esnada Allah öyle bir ortam oluşturur ki elçiler, bu vahyin Allah’tan geldiğini kesin olarak anlarlar(72/26-28). Onlar bu vahyi, insanlara bildirmekle görevli oldukları için Allah’ın resulü yani elçisi olurlar. 14. Musa ergin hale gelip olgun bir kişilik kazanınca ona hikmet (doğru karar verme yeteneği) ve ilim verdik. Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
    ———————————————————————————————————————————————–
    Hz. Musa’nın bir kişiyi öldürmesi;
    15. Musa halkın fark edemeyeceği bir sırada şehre girdi. İki kişinin öldüresiye kavga ettiklerini gördü; biri kendi tarafından (İsrailoğullarından), diğeri düşman olan taraftandı. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı Musa’dan yardım istedi. Musa ona bir yumruk attı ve adamın işini bitirdi. Dedi ki: “Bu, şeytanın işidir; o insanı yoldan çıkaran açık bir düşmandır”. 16. “Rabbim! Ben, kendimi kötü duruma soktum; beni bağışla” dedi. Allah da onu bağışladı. Çünkü o bağışlaması çok, ikramı bol olandır. 17. Dedi ki: “Rabbim! Bana verdiğin nimete karşılık artık suçlulara asla arka çıkmayacağım.” 18. Şehirde, korku içinde çevresini gözleyerek sabahladı. Bir de ne görsün; dün kendisinden yardım isteyen kişi, feryat ederek yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki:Sen besbelli azgının tekisin!”

    19. İkisinin de düşmanı olan adamın yakasına yapışmak isteyince adam şöyle dedi: “Musa! Daha dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin istediğin, bu ülkede sadece zorba biri olmak. Arayı bulmak isteyenlerden değilsin.” 20. Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Musa! Devlet büyükleri seni öldürmeyi planlıyorlar; hemen çek git, ben senin iyiliğini isteyen biriyim.” 21. Musa korku içinde, çevreyi gözleye gözleye oradan çıktı. “Rabbim, beni yanlışlar içindeki bu topluluktan kurtar!” dedi1. 22. Medyen tarafına yönelince de şöyle dedi: “Umarım Rabbim beni doğru yola sokar.”
      Açıklamalar 1;
     (1). Bu konu İncil’de şöyle geçer: “Kırk yaşını doldurunca Musa’nın yüreğinde öz kardeşleri İsrailoğulları’nın durumunu yakından görme arzusu doğdu. Onlardan birine haksızlık edildiğini gören Musa, onu savundu. Haksızlığı yapan Mısırlı’yı öldürerek ezilenin öcünü aldı. ‘Kardeşlerim, benim Tanrı’nın  aracılığımla kendilerini kurtaracağını anlarlar’ diye düşünüyordu. Ama onlar bunu anlamadılar. Ertesi gün Musa, kavga eden iki İbrani’yle karşılaşınca onları barıştırmak istedi. ‘Efendiler’ dedi, ‘Siz kardeşsiniz. Niye birbirinize haksızlık ediyorsunuz?’ “Ne var ki, soydaşına haksızlık eden kişi Musa’yı yana iterek, ‘Kim seni başımıza yönetici ve yargıç atadı?’ dedi. ‘Yoksa dün Mısırlı’yı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?’ Bu söz üzerine Musa Midyan ülkesine kaçtı. Orada gurbette yaşadı ve iki oğul babası oldu”  

    ———————————————————————————————————————————————– 
    Musa’nın Medyen de evlenmesi;
    23. Medyen suyuna varınca orada hayvanlarını suvaran bir grup insan gördü. Arka taraflarında da sürülerini (sudan) uzak tutan iki kadın gördü. Musa onlara: “Yapmak istediğiniz nedir?” dedi. Onlar: “Çobanlar çekilmeden hayvanlarımızı suvarmıyoruz. Babamız da çok yaşlı biri” dediler. 24. Musa hemen onların hayvanlarını suvardı. Sonra gölgeye çekildi ve dedi ki: “Rabbim, bana vereceğin her iyiliğe ihtiyacım var!” 25. Sonra o iki kızdan biri utana sıkıla yürüyerek geldi ve dedi ki: “Babam seni çağırıyor, hayvanlarımızı suvarmanın karşılığı olan ücreti verecek.” Musa babalarının yanına vardı. Ona başından geçenleri tüm ayrıntısı ile anlatınca adam dedi ki: “Korkma, yanlışlar içindeki o topluluktan kurtuldun!”

    26. İki kızdan biri dedi ki: “Babacığım, onu ücretle tutsana! Ücretle tutacağın kişilerin en iyisi güçlü ve güvenilir olan bu kişidir.” 27. Babaları şöyle dedi: “Yanımda sekiz yıl ücretle çalışman şartıyla2 şu iki kızımdan birini sana nikahlamak isterim. On yıla tamamlarsan bu senin ikramın olur. Sana güçlük çıkarmak istemem. İnşaallah iyi biri olduğumu göreceksin.”
    28. Musa dedi ki: “Bu seninle benim aramdadır; iki süreden hangisini tamamlarsam bana karşı bir husumet olmayacak. Bu sözlerimize Allah vekildir.”
  Açıklamalar 1;

    (2). O kişinin, kızını Musa ile evlendirmesi Tevrat’ta, Musa’nın çalışmasından ziyade Medyen’de kalmayı kabul etmesiyle ilişkilendirilir: “Musa o adamla kalmaya razı oldu. O da kızı Tsippora’yı ona verdi” (Çıkış 2:21). Bu kişi, Tevrat’ta Medyenli kahin Yitro (Çıkış 3:1) diye anılır. Onun Şuayb (a.s) olduğuna dair Tevrat’ta da Kur’an’da da bir delil yoktur. Mısır’da kaçak durumda olan Musa (as) ile çalışamayacak durumdaki yaşlı bir adam arasında yapılan bu anlaşma, şeriatın bir hükmü değil, özel şartlara sahip iki kişi arasında yapılan bir anlaşmadır. Bunun mehir ile bir ilgisi yoktur. Çünkü mehir, evlenecek kişilerin karşılıklı anlaşması ile belirlenir (4/24) ve kızın kendine verilir (4/4). Kızın ailesi, hiçbir ad altında erkek tarafından bir şey alamaz.

    —————————————————————————————————————————————————
    Hz. Musa’nın süreyi doldurunca, eşi ile yola çıkması ve Rabbi ile konuşması;
    29. Musa süreyi tamamlayınca ailesiyle yola çıktı. Tur’un yanında bir ateş farketti. Ailesine dedi ki: “Siz burada kalın1. Ben bir ateş fark ettim. Belki oradan size bir haber veya ateşin korundan bir parça getiririm de ısınırsınız.”

    30. Musa oraya varınca vadinin sağ yamacından, o bereketli yerdeki ağaçtan kendine şöyle seslenildi: “Bak Musa! Ben bütün varlıkların sahibi olan Allah’ım2. 31. Değneğini yere at.” Değneğin yılan gibi kıvrıldığını görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. “Musa! Geri dön! Korkma! Sen güvende olanlardansın. 32. Elini koynuna sok; lekesiz, bembeyaz3 olarak çıksın! Korkudan açık kalan kolunu da kendine çek! Bunlar, Rabbin tarafından Firavun’a ve ileri gelenlerine göstereceğin iki kesin kanıttır. Onlar yoldan çıkmış bir topluluktur.”
    Açıklamalar 1;
    (1). “
Siz burada kalın” ifadesi çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterdiğinden Hz. Musa’nın eşinin yanında en az iki çocuğunun olduğu anlaşılıyor. Nitekim İncil’de Hz. Musa’nın o esnada iki oğlu olduğu bilgisi yer almaktadır.
(
2). Bu konu İncil’de şöyle geçer: Kırk yıl tamam olunca Musa’ya, Sina Dağı’nın yakınlarındaki çölde, yanan bir çalının alevleri içinde bir melek göründü. Musa gördüklerine şaştı. Daha yakından bakmak için yaklaştığında, Rab ona şöyle seslendi: ‘Senin atalarının Tanrısı, İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrısı benim.’ Korkuyla titreyen Musa bakmaya cesaret edemedi. “Sonra Rab, ‘Çarıklarını çıkar! Çünkü bastığın yer kutsal topraktır’ dedi. ‘Mısır’da halkıma yapılan baskıyı yakından gördüm, iniltilerini duydum ve onları kurtarmaya geldim. Şimdi gel, seni Mısır’a göndereceğim.’”  

    (3). Bu ifade, Hz. Musa’nın elini koltuk altından çıkarıp bembeyaz olduğunu gördükten sonra korku ile kolunu kaldırıp koltuk altına baktığını göstermektedir. Ona “kolunu indir, bu bizim bir mucizemizdir” denmiş olur.
    —————————————————————————————————————————————————
    Hz. Musa’nın kardeşi Harun ile Firavun ile görüşmesi;     
    33. Musa dedi ki: “Rabbim! Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm; beni öldürmelerinden korkuyorum.” 34. “Kardeşim Harun, onun dili benden daha açık ve anlaşılırdır. Onu da beni onaylayan bir yardımcı olarak benimle birlikte elçi gönder. Çünkü beni yalancı saymalarından korkuyorum.” 35. Dedi ki: “Elini kardeşinle güçlendireceğiz. İkinize güçlü bir delil vereceğiz, böylece size ilişemeyecekler. Mucizelerimiz sayesinde siz ikiniz ve size uyanlar üstün geleceksiniz.”

    36. Musa her şeyi ortaya koyan mucizelerimizle onlara gelince: “Bu sadece uydurulmuş bir sihirdir. Böylesini eski atalarımızdan da duymadık.” dediler. 37. Musa dedi ki: “Benim Rabbim bu rehberi kendi katından kimin getirdiğini, sonunda bu yurdun kime kalacağını çok iyi bilir. Şu bir gerçek ki yanlışlar içinde olanlar umduklarına kavuşamazlar.” 38. Firavun dedi ki: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilah bilmiyorum. Ey Haman! Benim için o çamuru pişir de bana bir kule yap, çıkıp Musa’nın ilahına bakayım! Ben onun gerçekten yalancılardan olduğunu düşünüyorum.”
    39. Firavun ve emrinde olanlar, o topraklarda haksız yere büyüklendiler; çünkü huzurumuza çıkarılmayacaklarını sanıyorlardı. 40. Nihayet onu ve ordularını tuttuk, denize gömdük. Bak bakalım, o zalimlerin sonu nasıl oldu! 41. (Haksız yere büyüklenmelerinden dolayı) Onları, ateşe çağıran önderler haline getirmiştik. Kıyamet (mezardan kalkış gününde) bir yardım da görmeyeceklerdir. 42. Bu dünyada onları sürekli dışlanır hale getirmiştik. Kıyamet (mezardan kalkış günü) de yüzlerine bakılmayacak kimselerden olacaklardır.
     ——————————————————————————————————————————————–
    Hz. Peygambere hitap: “Sen bunları Rabbinden öğrendin”;
    44. (Ey Muhammed!) Musa’ya o görevi (elçilik görevini) verdiğimizde sen vadinin batı yakasında değildin; olup biteni izleyenlerden değildin. 45. Ama (Musa’dan sonra) yeni nesiller oluşturduk, onların üzerinden uzun bir zaman geçti. Sen Medyenliler arasında da kalmadın ki bunlara (onlarla ilgili) ayetlerimizi okuyasın. Ama (bu bilgilerlerle seni) elçi gönderen biziz.

    46. Musa’ya seslendiğimiz sırada Tur’un yanında da değildin. Bunları Rabbinden bir ikram olarak (öğrendin) ki senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarasın1. Belki doğru bilgileri kullanırlar. 47. Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde şöyle diyecek olmasalardı (seni elçi göndermezdik): “Rabbimiz, keşke bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uyup biz de inanıp güvenenlerden olsaydık!”
    48. Fakat katımızdan bu gerçek (Kur’an) gelince şöyle dediler: “Musa’ya verilenlerin (mucizelerin) bir dengi ona da verilseydi olmaz mıydı?” Bunlar, Musa’ya verileni daha önce görmezden gelmediler mi? Bir de tutup “Bunlar, (Tevrat ve Kur’an) birbirini destekleyen iki sihirdir.” dediler. Şunu da söylediler: “Biz ikisini de reddediyoruz.”
    49. De ki: “Öyleyse Allah katından bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha iyi rehberlik edecek bir kitap getirin, ben de ona uyayım. Doğru söylüyorsanız (getirirsiniz).”
    50. Dediğini yapmazlarsa bil ki onlar sadece kendi arzularına uyuyorlar. Allah’tan gelen bir rehbere dayanmaksızın kendi arzusuna uyan kimseden daha sapık kim olabilir? Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez. 51. Biz onlar için (Kur’an ve önceki kitaplardaki) sözleri2 ilişkilendirdik ki doğru bilgileri kullansınlar.
    Açıklamalar 1;
    (1).
Mekke’ye, Hz. Muhammed’den önce gelen nebi, Hz. İsmail’dir. Allah ona kitap indirmiştir. Mekkelilere ulaşmadığı ve Hz. Muhammed’e kadar kendilerine başka bir nebi de gelmediği için onlar, uyarılmamış bir toplum sayılmıştır.

    (2). Ayette Allah’ın “sözleri” ifadesi, Allah’ın tüm kitaplarını kapsar. Yüce Allah’ın Adem’den (a.s.) itibaren gönderdiği tek din İslam’dır (3/19). İmtihan, ceza, nesih ya da tasdik ilişkisinin gerçekleşmesi için şeriatlar arasında bazı farklar oluşmuşsa da (5/48) genel yapı hep aynı kalmıştır. Bu sebeple ilahi kitaplar hiçbir zaman insanlara, bilmedikleri, duymadıkları şeyleri getirmemiştir. Tüm ilahi kitaplar kendilerinden önceki kitaplar ile irtibatlı ve birbirini tasdik eder şekilde indirilmiştir.  
    ——————————————————————————————————————————————–
    Onlara iki kez ödül verilecektir;
    52. Bu Kitaptan önce kendilerine kitap verdiklerimiz buna da inanıp güvenirler. Kendi kitabına inananlar, hem bu kitabın onları tasdik eden yapısını hem de -tıpkı önceki kitaplar gibi- ayetleri ayetler ile açıklayan (hikmet) yapısını gördüklerinde bunun Allah’ın gönderdiği Kitap olduğunu anlayacaklardır. 

    53. (Bu Kitap) Onlara bağlantılarıyla okununca şöyle derler: “Biz ona inandık. O, Rabbimizden gelen gerçektir. Biz daha önce de ona teslim olan kimselerdik.” 54. Onlar, sabırlı olmaları (duruşlarını bozmamaları) sebebiyle kendilerine ödülleri iki kez verilecek olanlardır. Onlar kötülüğü iyilikle savarlar ve verdiğimiz rızıktan hayra harcarlar. 55. Boş sözler işitince onlara aldırmaz, şöyle derler: “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da sizedir! Size esenlik ve güvenlik1 dileriz. Kendini bilmezlerle işimiz olmaz.
    56. Sen istediğin kişiyi doğru yola getiremezsin ama Allah, gereğini yapanı doğru yola getirir. Doğru yola yönelenleri en iyi o bilir.                                                                                                       
    (1). Türkçe de “Size esenlik ve güvenlik” demek Arapça da “Selâmun aleykum”  demektir.

      —————————————————————————————————————————————–
    Senin Rabbin, insanın tercih etme hakkı olan şeylerden tercih ettiğini yaratır;
    60. Size verilmiş olan her şey, dünya hayatının menfaati ve süsüdür. Allah katındaki nimetler ise hem daha hayırlı hem kalıcıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? 61. Güzel bir vaatte bulunduğumuz, kendisi de onu elde edecek durumda olan kimse ile dünya hayatının menfaatinden faydalandırdığımız sonra kıyamet (mezardan kalkış günü) huzurumuza yaka paça getirilecek olan kimse bir olur mu?

    62. Onlara seslenip: “Ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz nerede?” diyeceği günü düşün! 63. Cezayı hak etmiş olanlar derler ki: “Rabbimiz! Bunlar bizim hayallere daldırdığımız kimselerdir; kendimiz nasıl hayallere daldıysak onları da öyle hayallere daldırdık. Şimdi onlarla ilişiğimizi kesip sana yöneldik. Zaten onlar bize kulluk etmiyorlardı ki!”
    64. Onlara: “Allah’a ortak saydıklarınızı çağırın!” denir. Onlar çağırırlar ama ortak saydıkları cevap vermezler. Artık azabı da görmüş olurlar. Keşke doğru yola girmiş olsalardı. 65. Allah’ın onlara seslenip: “Elçilerime ne cevap verdiniz?” diyeceği günü düşün!  66. O gün verecek bir cevap bulamazlar. Birbirlerine bir şey de soramazlar. 67. Ama kim tövbe eder (dönüş yapar), inanır ve iyi işler yaparsa onun umduğuna kavuşanlardan olması beklenir. 68. Senin Rabbin, tercih ettiğini yaratır. İnsanların seçim hakkı olan şeylerden de seçim1 yapar. Allah, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir. 69. Senin Rabbin, sinelerinin neyi gizlediğini ve onların neyi açığa vurduklarını bilir.
    Açıklamalar 1;

    (1). Allah seçip yaratmazsa insan hiçbir şey yapamaz (76/29-30, 81/27-29).
     İnsanın tercih hakkı (28/68): Bazı kesimler; her şeyin ezelde yazılı olduğu, Allah ezelde neyi yazmışsa insanın şimdi onu yapmakta olduğu yalanını üreterek başka bir din oluşturmaya, insanın kabahatini Allah’a yüklemeye çalışıyorlar.  
    ———————————————————————————————————————————————
    Allah’ın nitelikleri;
    70. O, Allah’tır. Ondan başka ilah yoktur. Şimdi de sonrasında da her şeyi mükemmel yapmak, ona özgüdür. Karar onundur. Siz onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    71. De ki: Hiç düşündünüz mü Allah, geceyi kıyamet (mezardan kalkış) gününe kadar sürdürse Allah‘tan başka size bir ışık getirecek ilah kimdir? Hâlâ dinlemeyecek misiniz? 72. De ki: Hiç düşündünüz mü Allah, gündüzü kıyamet (mezardan kalkış) gününe kadar sürdürse dinleneceğiniz geceyi Allah‘tan başka size getirecek ilah kimdir? Hâlâ görmeyecek misiniz?; 73. Allah, geceyi içinde dinlenesiniz diye, gündüzü de lütfundan arayasınız diye kendinden bir ikram olarak sizin için oluşturdu. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
    74. Onlara seslenip: “Ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz nerede?” diyeceği günü düşün! 75. (O gün) Her toplumun içinden bir şahit çıkarır, şöyle deriz: “Getirin kanıtınızı!” Böylece bütün gerçeklerin Allah’tan yana olduğunu öğrenirler. Uydurdukları ortaklar onlardan uzaklaşıp gitmiş olur.
    ———————————————————————————————————————-
    Karun’un hazineleriyle birlikte batması;
    76. Karun1, Musa’nın kavminden (İsrailoğullarından) idi ama onlara karşı haddini aştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki anahtarları bile güçlü bir topluluğa ağır geliyordu! Bir gün kavmi ona şöyle dedi: “Şımarma! Allah şımaranları sevmez. 77. Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmaya çalış. Dünyadan da payını unutma. Allah sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde düzeni bozmaya çalışma. Allah bozguncuları sevmez.”

    78. Karun dedi ki: “Bu zenginlik bana, sadece bende olan bilgi sayesinde2 verildi.” O, kendisinden önceki nesiller içinden daha güçlü ve daha zengin nice kimseleri Allah’ın helak ettiğini bilmiyor muydu? Suçlulara işledikleri günahlar sorulmayacaktır.
    79. Karun bütün haşmetiyle kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatı peşinde olanlar dediler ki: “Ah keşke Karun’a verilenin bir benzeri bizde de olsa! O, gerçekten büyük bir paya sahip!” 80. ٍİlim sahibi olanlar ise şöyle dediler: “Yazık size! Allah’ın, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara vereceği karşılık daha iyidir. Buna da ancak sabırlı olanlar (duruşunu bozmayanlar) ulaştırılır.”
    81. Sonra onu da konağını da yerin dibine geçirdik. Allah’tan başka yardım edecek kimsesi olmadı. Kendi kendine de bir şey yapamadı. 82. Daha düne kadar onun yerinde olmak isteyenler şöyle demeye başladılar: “Vay be! Demek ki Allah, kullarından tercih ettiği kişi için rızkı genişletirmiş de daraltırmış da. Allah bize iyilikte bulunmasaydı bizi de batırırdı. Vay be! Demek ki kâfirler umduklarına kavuşamazlarmış.” 83. İşte son yurt! Orayı yeryüzünde üstünlük taslamak ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere has kılarız. Mutlu son takva sahiplerinin (kendini yanlışlardan koruyanların) hakkıdır.
    Açıklamalar 1;                                                                                                                                      
.  (1). Karun, Tevrat’ta Korah adıyla geçer ve İsrailoğullarındandır. İki yüz elli İsrailli önderle birlikte Musa’ya başkaldırmıştır.

    (2). Allah insanları zenginlik ve fakirlikle imtihan eder. Çoğu kimse, zenginleşince kendisini öne çıkarır, fakir düşünce de suçu Allah’a atar.
————————————————————————————————————————————————–

    Kim iyilik yapmış olarak gelirse, daha iyisini bulur;
    84. Kim (Allah’ın huzuruna) bir iyilikle gelirse ona daha iyisi vardır. Kim de bir kötülükle gelirse kötü işler yapanlara sadece yaptıklarının karşılığı verilir.

    85. Kur’an’a uymayı sana farz kılan Allah, elbette seni sılana (Mekke’ye) döndürecektir. De ki: “Bu rehberi kimin getirdiğini, kimin de açık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi Rabbim bilir.”
    86. Bu kitabın sana verileceğini hiç beklemezdin. Bu, sadece Rabbinin bir ikramı olarak sana verildi. Öyleyse sakın kafirlere arka çıkma. !
    ——————————————————————————————————————————————–
    Allah ile birlikte bir başka ilahı yardıma çağırma;
    87. Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan uzaklaştırmasınlar! Sen Rabbine çağır; sakın müşriklerden olma! 88. Allah ile birlikte başka bir ilahı yardıma çağırma! Allah’tan başka ilah yoktur. Onun zatı dışında her şey helak olur. Karar onundur. Siz onun huzuruna çıkarılacaksınız.

     —————————————————————————————————————————————————-