60-69:MÜMTEHİNE-HAKKA SURELERİNDEN TÜRKÇE MEALLER VE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

    60.MÜMTEHİNE SURESİ (İmtihan eden)  13: İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;
    Müminlere hitap;
    1. Ey inanıp güvenenler (müminler)! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları, dost (veli) bilmeyin. Siz onlara karşı sevgi gösteriyorsunuz. Oysa onlar, size gelen gerçeği görmezlikten gelmişlerdir. Rabbiniz olan Allah’a inanıp güvendiniz diye hem elçiyi hem de sizi yurdunuzdan çıkarmaktalar. Eğer benim yolumda ve benim rızamı kazanma arzusuyla mücadele (cihad) için çıktıysanız böyle yapmayın. Onlara duyduğunuz sevgi sebebiyle sır veriyorsunuz. Ben, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilirim. Kim bunu yaparsa düz yoldan çıkmış olur.;
    2. Ellerine bir fırsat geçse düşman kesilirler. Ellerini ve dillerini size kötülük için kullanırlar. Kafir olmanızı da çok isterler.

    3. (Mezardan) kalkış gününde yakınlarınızın da çocuklarınızın da size bir faydası olmayacaktır. Allah aranızda hükmünü verecektir. O, yaptığınız her şeyi görmektedir.
   ———————————————————————————————————————————————

    Hz. İbrahim ve beraberinde olanların, örnekliği ve duaları;
    4. İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Bir gün halklarına şöyle demişlerdi: “Bizim sizinle ve Allah ile aranıza koyup kul olduklarınızla bir ilişiğimiz yoktur. Biz sizi tanımıyoruz. Tek ilah olan Allah’a inanıp güvenene kadar aramızda düşmanlık ve nefret doğmuştur. Sadece İbrahim’in babasına söylediği: “Allah’tan sana gelecek bir şeyi engellemeye gücüm yetmez ama senin bağışlanman için kesinlikle dua edeceğim” sözü size örnek olmaz. (Şöyle dua ettiler):“Ey Rabbimiz! Biz sana dayandık ve sana yöneldik. Dönüp varılacak yer, senin huzurundur. 5. Ey Rabbimiz! Kafirlere bizi ezdirme. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Üstün olan ve doğru kararlar veren Sensin.”

     6. Onlarda sizin için, Allah’tan ve ahiret gününden beklentisi olan herkes için, güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse bilsin ki Allah’ın kimseye ihtiyacı olmaz, yaptığını da güzel yapar.
     ——————————————————————————————————————————————-
    Allah, aranızda sevgi bağı oluşturabilir;                                    

    7.Bakarsın Allah, düşmanlık ettiğiniz o kimselerle sizin aranızda bir sevgi bağı oluşturur. Allah, her şeye ölçü koyar. Allah bağışlar, ikramı boldur. 8. Allah, dininizden dolayı sizi öldürmeye kalkışmamış ve sizi yaşadığınız yerlerden çıkarmamış kimselere iyilik etmenizi ve değer vermenizi yasaklamaz. Allah değer bilenleri sever.
     ——————————————————————————————————————————————-
    Size kötülük yapmakta olanlara yakınlık göstermeyin;
    9. Allah’ın yasakladığı şey sadece, dininizden dolayı sizi öldürmeye kalkışanlara, sizi yaşadığınız yerden çıkaranlara ve çıkarılmanıza destek verenlere yakınlık göstermenizdir. Onlara yakınlık gösterenler yanlış yaparlar.
     ——————————————————————————————————————————————– 

    Müminlere hitap: Size katılmak isteyenleri imtihandan geçirin;  
   10. Ey inanıp güvenenler (Müminler)! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları imtihandan geçirin1. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri çevirmeyin. Bu kadınlar onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların bunlara harcadıklarını geri verin. Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur. Ayrılmak isteyen kafir kadınları engellemeyin; onlara harcadığınızı isteyin. Onlar da harcadıklarını istesinler. Bu, Allah’ın size hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah bilir, doğru karar verir.
    Açıklamalar 1;
    (1).Nebî’mizin müşriklerle yaptığı Hudeybiye antlaşmasının bir maddesi şöyleydi: “Senin dininden de olsa, bizden hangi adam sana gelirse bize geri göndereceksin”. Sonra, Hudeybiye’de bir grup Mekkeli Müslüman kadın çıka geldi. Bunun üzerine bu ayet indi. Antlaşma şartında “adam” kelimesi vardı. Kadınlar o kapsama girmediğinden Nebî’miz, ayetteki şartlara uyan o kadınlarla biat etti ve onları geri çevirmedi. O kadınların imtihandan geçirilmeleri, gerçekten inançları sebebiyle göç edip etmediklerini anlamak içindir.         
     ——————————————————————————————————————————————-
    Hz. Peygambere biat için gelecek kadınların imtihanı;
    12. Ey Nebi! Mümin kadınlar sana bağlanmak (biat) için geldiklerinde, hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup gelmemeleri ve marufta1 sana isyan etmemeleri şartı ile onların bağlılıklarını kabul et. Allah’tan onların durumlarının düzeltilmesini bağışlanmasını dile. Çünkü Allah bağışlar, ikrâmı boldur.
    (1). Yöneticilerin sadece doğru kararlarına itaat yükümlüğü vardır, yanlış kararlarda itaat edilmez.
    ————————————————————————————————————————————————
    Müminlerin düşmanlarına yakınlık göstermesinin şartları;
    13. Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah’ın öfkesini hak eden bir topluluğa yakınlık göstermeyin. Kabirlerde olan kafirlerin (ahiretten) umut kesmeleri gibi1 onlar da ahiretten umutlarını kesmişlerdir.

    Açıklamalar 1;
(1).
Ölen bir kafirin ruhu: “Rabbim! Beni geri döndürünüz! (Döndürün ki) Terk ettiğim dünyada iyi işler yapayım.” der. (Ona) “Hayır, asla!” (denir.)” Bundan sonra artık onun ahiretten hiçbir beklentisi kalmaz. (23/99-100)   

    Düşmanlarınızla barışmanızın şartlarını da Allah belirlemiştir. Dost edinmenin ölçüsü: 60/7-9 ayetleridir.
      ———————————————————————————————————————————————-
     61.SAF SURESİ  (Saf tutmak/14): İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,
    Allah’ın nitelikleri;
    1. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a boyun eğer. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur.
     ———————————————————————————————————————————————-

    Yapmayacağınız iş için yaparım demeyin;
    2. Ey inanıp güvenenler! Yapmayacağınız şeyleri, niçin yaparız diyorsunuz? 3. Yapmayacağınız iş için yaparım demeniz, Allah katında ne büyük nefret oluşturur!.4. Allah, kendi yolunda kurşunla kenetlenmiş bir yapı1 gibi kenetlenerek savaşanları sever.
    Açıklamalar 1;
    (1).
Eski ve yakın dönem inşaat tekniği olarak, büyük kütlelerin birbirine kilitlenmesinde kullanılan ve malzemenin içinde açılmış oluklara erimiş kurşun madeni akıtılarak yapılan lehim yöntemi. Hem esnek hem de dayanıklı ve uzun ömürlü olan bu yöntem çimento ve demirin yaygınlaşması ile terk edilmiştir. 
————————————————————————————————————————————————-
   Hz. Musa, Hz. İsa;
    5. Bir gün Musa halkına şöyle demişti: “Ey halkım! Ne diye beni üzüyorsunuz; çok iyi biliyorsunuz ki ben, Allah’ın size gönderdiği elçiyim.” Onlar yoldan çıkınca Allah da onların kalplerini kaydırdı. Yoldan çıkan bir topluluğu Allah yola getirmez.

    6. Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Ben, Allah’ın elçisiyim; size, önümde bulunan Tevrat’tan olanı onaylamak ve benden sonra gelecek ve ayırıcı özelliği1 Ahmed olan elçiyi müjdelemek için geldim.” Muhammed onlara açık belgelerle gelince: “Bu, açık bir büyüdür” demişlerdi.
    Açıklamalar 1;
    (1). Ayet metninde geçen isim kelimesi varlıkları birbirinden ayırmaya yarayan kelime anlamında olduğu ve Nebîmiz adı Muhammed olduğu için kelimeye bu anlam verilmiştir.

     ——————————————————————————————————————————————
    Kafirler ve Müşrikler;
    7. İslam’a1 çağrıldığı halde Allah’a yalanlar yakıştırandan daha büyük yanlışı kim yapabilir? Yanlışlar içindeki bir topluluğu Allah yola getirmez.

    8. Bunlar, Allah’ın nurunu (Kur’an’ı) ağızları ile söndürmek isterler2. Kafirler hoşlanmasa da Allah, nurunu tamamlayacaktır.
    9. Dinini, bütün dinlere hâkim kılmak için Elçisini bu rehber (Kur’an) ve gerçek din ile gönderen Allah’tır. Varsın müşrikler (Allah’ı ikinci sıraya koyanlar) bundan hoşlanmasınlar.
     Açıklamalar 1;

    (1). Kayıtsız şartsız Allah’a teslim olmaya.  (2). Nur, üflemeyle sönmeyeceği için bunlar kendilerini o nurdan mahrum eder.
    ——————————————————————————————————————————————-
   Allah için yardım eden kişiler olun;
    10. Ey inanıp güvenenler! Acıklı azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? 11. O ticaret, Allah’a ve elçisine tam güvenmeniz, Allah yolunda mallarınızı ve canlarınızı ortaya koyarak mücadele (cihad) etmenizdir. Bilseniz sizin için hayırlı olan budur. 12. Bunlara karşılık Allah, günahlarınızı bağışlayacak ve sizi içinden ırmaklar akan bahçelere, güzel konaklara adn cennetlerine (bozulmayan bahçelere) yerleştirecektir. Büyük başarı işte budur.

    13. Hoşunuza gidecek bir başarı da dünyada olacaktır: Allah’ın yardımı ve yakın zamanda bir fetih. İnanıp güvenenleri bunlarla müjdele.
    14. Ey inanıp güvenenler! Allah için yardım eden kişiler olun. Nitekim Meryem oğlu İsa Havarilere: “Allah’a giden yolda bana kimler yardım eder?” dediğinde Havariler: “Biz, Allah için yardım ederiz.” demişlerdi. Böylece İsrail oğullarının bir bölümü inanıp güvenmiş, bir bölümü de görmezlikten gelmişti. Biz de inanıp güvenenleri düşmanlarına karşı güçlendirdik; sonunda onlara üstün geldiler.
      ————————————————————————————————————————————————

    62.CUMA SURESİ  11: İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,
   Allah’ın nitelikleri;
    1. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’na; bütün yetkiyi elinde tutan, yaptığını tertemiz yapan, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah’a boyun eğer1.

    Açıklamalar 1;
    (1). Boyun eğme ya zorunlu ya da gönüllü olur. İmtihana tabi olan insan ve cinler de dahil her şey, varlığını sürdürebilmek için Allah’ın koyduğu kanun ve kurallara uymak zorundadır. Gönüllü boyun eğme, imtihanla ilgili konulardadır. İman, küfür, günah ve sevap; imtihana tabi olan insan ve cinlerin, tercihleriyle oluşur. Zorunlu kulluğa konu olan şeylerin oranı, gönüllü kulluğa konu olanlarla kıyaslanamayacak kadar fazladır. Allah’a isyan etmek için bile zorunlu kulluk şartlarına uymak gerekir. Mesela bir hayvanı Allah rızası için kesen ile putu için keseni ayıran tek şey onun niyetidir. 
    ———————————————————————————————————————————————
    Elçinin görevleri;
    2. Ümmilerin (ilahi kitapları bilmeyenlerin) içinden elçi çıkaran Allah’tır. Onlara, O’nun ayetlerini okur, Kitab’ı ve hikmeti öğreterek onları geliştirir. Halbuki onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler. 3. Bunları, henüz onlara katılmamış başkalarına da öğretecektir. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur. 4. İşte bu (öğretim), Allah’ın ikramıdır. O, ikramını, görevini yerine getiren1 kişiye yapar. Allah, büyük ikram sahibidir.
    (1). Bu ayette yapılması istenen şey, o kişiye yüklenen görevdir.
     ——————————————————————————————————————————————-
    Tevrat’ı öğrendiği halde onun hükmünü yüklenmeyenlerin hali;
    5. Kendilerine Tevrat bilgisi yüklenen ama onun hükümlerini yüklenmeyenler1, kitap yüklü eşek gibidirler2. Allah’ın ayetleri karşısında yalan yanlış şeylere sarılan bu topluluk, ne kötü örnektir. Allah, yanlışlar içinde olan toplulukları yola getirmez.
    (1). Tevrat’ı öğrendiği halde ona uymayanlar. (2). Zahmetini çeker, nimetinden yararlanamazlar.
     ——————————————————————————————————————————————-
    Cuma günü çağrı yapıldığında Allah’ın zikrine koşun;                             
    9. Ey inanıp güvenenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında alış verişi bırakın; Allah’ın zikrine1 koşun. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. 10. Namazı bitirdiğinizde yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfunu arayın. Allah’ın sözlerini sık sık hatırlayın ki umduğunuza kavuşasınız.
    Açıklamalar 1;
    (1). Allah’ın zikri, Allah’ın kitabıdır (15/9, 21/24). Allah’ın zikrine koşmanın ilk anlamı, cuma hutbesidir. Çünkü hutbe, Allah’ın kitabı ile ilişki kurarak bir konuyu anlatmak için okunur. Namaz da o Zikri öğrenmek için kılındığından (20/14) Allah’ın zikrine koşmanın ikinci anlamı Cuma namazına gitmektir. Emir her iki cins için de geçerlidir.
    Açıklamalar 2;

     Cuma namazı 2 rekat olarak kılınır. Cuma namazını kılan için öğle namazı yoktur. Mazeret nedeniyle Cuma namazını kılamayan o günün öğlen namazını kılar. Allah Resulü buyuruyor ki: “Cuma saati, İmamın (minbere) oturmasıyla namazın bitmesine kadar olan vakittir.” Ayetten anlaşılan, 2 rekat Cuma namazı kılınınca dağılmak gerekir. Cuma namazının vakti öğlen namazı vaktidir. Vaktinden önce ya da sonra kılınamaz. Asgari cemaat sayısı, imam dahil 3 kişidir.
    Cuma namazı kimlere farzdır? 1.Özgür ve serbest olmak, 2.Mukim olmak, 3.Sağlıklı olmak, 4.Görme özürlü veya sakat olmamak, 5. Namaza gitmeye engel bir özrü bulunmamak gerekir. Bu emir, kadın erkek her mümin için geçerlidir.

    Cuma namazında nafile namaz kılınması; Nafile namaz farz değildir. Ama isteyen kılabilir. Cuma namazından önce 2 veya 4, namazdan sonra da 2 veya 4 rekat namaz kılınabilir. Ama doğrusu kişinin nafile namazı evinde kılmasıdır.                                    S. Ateş.
      Hadisler;                                                                                                                        
    “Cuma namazı, ezanı işiten herkese farzdır”.Camiye gitmek istediklerinde kadınlarınıza engel olmayın.”

    “Kim Cumayı özürsüz olarak terk ederse bir dinar sadaka versin. Eğer bulamazsa yarım dinar versin”.
     ——————————————————————————————————————————————–

    63.MÜNAFİKUN SURESİ (İkiyüzlüler/11): İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,
    Münafıkların nitelikleri;
    1. Münafıklar (iki yüzlüler) sana geldiklerinde derler ki “Biz şahidiz; gerçekten sen Allah’ın elçisisin.” Allah, elbette senin kendisinin elçisi olduğunu biliyor ama Allah şahit, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar. 2. Bu gibi sözleri1 kalkan edinip Allah’ın yolundan çekilirler (2/8-9). Yapıp durdukları şey ne kötüdür! 3. Kötü olan, önce inanmaları sonra ayetleri görmezlikten gelmeleridir. Ardından kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturulur; artık (ne hale geldiklerini) anlamazlar.      4. Onları gördüğünde kılık kıyafetlerine hayran kalırsın. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Sanki duvara dayalı kalas gibidirler2 Her gürültüyü aleyhlerine sanırlar. Asıl düşman onlardır; onlara karşı dikkatli ol. Allah canlarını alsın! Bu yanlışa nasıl sürükleniyorlar? 
    5. “Gelin, Allah’ın elçisi bağışlanmanız için dua etsin” dense başlarını çevirirler. Bakarsın ki kibirli bir halde geri çekiliyorlar. 6. İster bağışlanmalarını dile ister dileme, fark etmez; Allah onları bağışlayacak değildir. Allah, yoldan çıkmış durumda olanları yola getirmez.

    7. Onlar, şu sözü söyleyebilen kimselerdir: “Allah’ın elçisinin yanında yer alanlara bir şey vermeyin ki dağılsınlar!” Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır, ama münafıklar bunu anlamazlar. 8. (Benî Mustalik savaşında) Şunu demişlerdi: “Hele Medine’ye dönelim; biz güç ve şeref sahipleri, o alçakları elbette sürüp çıkaracağız.” Oysa üstünlük Allah’tadır, elçisindedir ve inanıp güvenenlerdedir. Ama münafıklar bunu bilmezler3.
    Açıklamalar 1;
    (1). Müslüman olduklarını göstermek için söyledikleri sözleridir. Burada “Biz şahidiz; sen gerçekten Allah’ın elçisisin” sözünü söylemişlerdir. Bunlara yemin denmiştir. Çünkü yemin, bir şeyi güçlendirmek için söylenir. Burada güçlendirdikleri, kendilerinin Müslüman olduklarına inandırmak için söyledikleri sözlerdir.

    (2). Bir yere dayanmadan duramazlar. Bağlantıları zayıf olduğu için de her an düşebilirler.
    (3). “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıp güveniyorsanız en üstün olan, sizlersiniz. “(3/139).
     ———————————————————————————————————————————————
     Size rızık olarak verdiğimiz şeylerden hayra harcayın;                 
      9. Müminler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi, Allah’ın zikrinden (kitabını anlamaktan) alıkoymasın. Bunu yapanlar umduğunu bulamazlar. 10. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerden hayra harcayın; yoksa ölüm gelip çatar da şöyle dersiniz: “Rabbim (Sahibim)! Ne olur; beni kısa bir süre daha yaşat da sadaka verip iyilerden olayım.” 11. Bir nefsin (kimsenin) ömrü bitince Allah ona asla ek süre vermez1. Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

    Açıklamalar 1;
    (1). Her insanda iki nefis vardır; birincisi bedeni, ikincisi ruhudur. Ana rahminde döllenmiş yumurtadan yaratılan bedene ruhun üflenmesi, bütün organlarının tamamlanmasından sonra olur. Böylece o, dinleyebilen, basiret ve gönül sahibi olan farklı bir canlı türü haline gelir. Ruh, bedeni ev gibi kullanır; beden uykuya dalınca çekip gider, uyanınca geri gelir (39/42). Ölen beden yıkılan ev gibi olur, yeniden dirilinceye kadar ruh oraya dönmez. Buradaki konuşmalar, ölen bir Müslümanın ruhu ile melek arasında geçmektedir. Artık ona ek süre tanınmaz.  

    Açıklamalar 2;
   Hayra harcamak (2/3, 63/10): İnfak “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. İnfak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir. 

    İslâmî telakkiye göre insanın sahip olduğu servetin asıl sahibi Allah’tır. Müminin, O’nun emanet olarak verdiği bu servetten başkalarına infakta bulunması gerekir. Bakara 2/2. ayetinde Allah’a samimiyetle inanan müminlerin başlıca özellikleri sayılırken iman ve namazın ardından 2/3. ayette infak zikredilmiştir. Bu ayet bütün infak çeşitlerini kapsamaktadır. İnfak, umumiyetle karşılıksız yardımlar için kullanılır; Kur’an’da “yaptıkları iyiliklerden dolayı bir karşılık beklemeyenler” övülmektedir. Meşrû alanlarda yatırım yaparak istihdam yoluyla insanların nafakalarını sağlamaya vesile olmak da infaktır. Kur’an, serveti âtıl bırakıp, Allah yolunda harcamayanları tevbe 9/34-35 te ağır bir dille yermektedir. Ayetlerde İyiliklerin sevabı bire on olduğu halde Allah yolunda infakın sevabı 2/261. ayette bire yediyüzdür:
     “Mallarını Allah yolunda infak edenlerin /harcayanların durumu, yedi başak bitiren bir tohumun durumu gibidir. Her başağında yüz tohum oluşur. Gerekeni yapana Allah, bunun kat kat fazlasını verir”2/261
“Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmaya çalış. Dünyadan da payını unutma. Allah sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde düzeni bozmaya çalışma. Allah bozguncuları sevmez.”
  Kasas 28/77
Allah resulü buyuruyor ki: “Allah; adil olmayı, güzel davranmayı , yakınlara veren el olmayı emreder”.

   
  ——————————————————————————————————————————————–                    64.
TEGABUN SURESİ (Aldatış, Aldanma/18): İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;
    Allah’ın nitelikleri;
    1. Göklerde ve yerde olan her şey Allah’a boyun eğer1. Bütün yetki O’ndadır. Yaptığı her şeyi güzel yapmak O’na hastır. Her şeye bir ölçü koyan da O’dur. 2. Sizi yaratan O’dur. Sonra kiminiz ayetleri görmezlikten gelir, kâfir olur. Kiminiz de Allah’a güvenir, mümin olur. Yaptığınız her şeyi gören Allah’tır. 3. Gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratmış, size özel şekil ve yetenekler vermiş, şekillerinizi ve yeteneklerinizi güzel yapmıştır2. Sonunda dönüş O’nadır. 4. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Neleri gizlediğinizi ve neleri açığa vurduğunuzu bilir. İçinizde olanı da bilen Allah’tır.
     Açıklamalar 1;
    (1).
Kafirler de zorunlu olarak Allah’ın koyduğu kurallara (tabiat kanunlarına) boyun eğerler, yoksa yaşamaları imkansızlaşır. Onların boyun eğmedikleri, tercihimize bırakılanlardır. Bu gerçekleri (ayetleri) görmezden geldikleri için kafir olurlar.  

    (2). İnsanı, gerçekten en güzel yeteneklerle yarattık. (95/4).
     ——————————————————————————————————————————————–
    Kafirlerin nitelikleri;
    5. Sizden önce ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) haberi size ulaşmadı mı? Onlar ettiklerini buldular. Onların hak ettikleri acıklı bir azaptır. 6. Bunun sebebi şudur: Elçileri açık belgelerle gelmişti. Onlar ise “Bu adamlar mı bizi yola getirecek?” deyip ayetleri görmezlikten gelmiş, yüz çevirmişlerdi. Allah’ın kimseye ihtiyacı olmaz. Varlıklı olan, her yaptığını güzel yapan O’dur.

    7. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) öldükten sonra bir daha diriltilmeyeceklerini sanıyorlar. De ki “Hayır! Rabbime yemin ederim ki tekrar diriltileceksiniz ve size yaptığınız her şey bildirilecektir. Bunu yapmak Allah’a göre kolaydır.”
     ———————————————————————————————————————————————–

    Allah’a ve Elçisine yani indirilen Nur’a inanıp güvenin;                 
    8.Öyleyse Allah’a ve Elçisine yani onunla birlikte indirilen Nur’a1 inanıp güvenin. Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah’tır. 9. Sizi bir araya getirdiği gün, o toplanma günü, beklentilerinizdeki yanlışların ortaya çıktığı gündür. Kim Allah’a inanıp güvenmiş ve iyi işler yapmışsa2, Allah kabahatlerini örter ve onu ölümsüz olarak sürekli kalacağı, içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştirir. Büyük kurtuluş işte budur.    

    10. Ayetleri görmezlikten gelen ve ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar cehennem ahalisidir. Onlar oraya, ölmemek üzere gireceklerdir. Ne kötü hale gelmektir o!
    Açıklamalar 1;
    (1).
Allah’a ve Elçisine inanmak ancak Elçi’ye indirilen Kitap’a inanmakla mümkün olabildiği için ikinci cümle, birinci cümlenin atf-ı tefsiri sayılarak meal verilmiştir.  (2). Sevabı günahından fazlaysa.

     ——————————————————————————————————————————————
    Allah’ın nitelikleri ve Elçinin görevleri;
    11. Allah’ın onayı olmadan hiç bir olay meydana gelmez. Kim Allah’a inanıp güvenirse O, onun kalbini doğruya yöneltir. Her şeyi bilen Allah’tır. 12. Allah’a gönüllü boyun eğin, Resulüne (Elçisinin) getirdiğine1 gönüllü boyun eğin. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Elçimizin görevi açık bir tebliğden ibarettir. 13. O Allah’tır; ondan başka ilah yoktur. İnanıp güvenenler yalnız Allah’a dayansınlar.
    Açıklamalar 1;
    (1). Resul, “birine gönderilen söz” anlamına geldiği gibi o sözü iletmek için gönderilen elçi anlamına da gelir. Allah’ın elçilerinin görevi, O’nun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur’an’da geçen Allah’ın Resulü sözlerinde asıl vurgu âyetleredir. Uhud savaşında nebîmiz’in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine şu âyet inmişti: “Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?” (3/144). Allah’ın son resulü öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur’an’dır.  Resul kelimesine “Resulün (Elçinin) getirdiği” meali bunun için verilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Resullere apaçık tebliğden başka ne düşer?”  (16/35) “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, bunu yapmazsan onun resullüğünü yapmamış olursun” (5/67)

     ——————————————————————————————————————————————
    Müminlerin nitelikleri ve görevleri;
    14. Ey inanıp güvenenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size karşı haddini aşanlar olur; onlara karşı dikkatli olun. Ancak kusurlarını görmez, yeni bir sayfa açar ve yaptıkları yanlışları örterseniz1 bilin ki Allah da sizin yanlışlarınızı örter ve ikramda bulunur.
    15. Mallarınız ve çocuklarınız sadece sizi imtihan etmek içindir. Büyük ödül Allah katındadır.
    16. Siz, var gücünüzle Allah’tan çekinerek korunun. O’nu dinleyin ve O’na boyun eğin. Kendi iyiliğiniz için hayra harcama yapın. İçlerindeki doyumsuzluktan korunanlar umduklarına kavuşacak olanlardır. 17. Allah’a güzel bir ödünç verirseniz O size, kat kat fazlasını verir ve durumunuzu düzeltir. Üzerine düşeni eksiksiz yapan ve yumuşak davranan Allah’tır.
    18. Görünmeyeni ve görüneni bilen O’dur. Üstün olan ve doğru kararlar veren de O’dur.
    Açıklamalar 1;
   (1). Kur’an-ı Kerim’de suçluların suçunu görmezden gelmek, onları bağışlamak anlamında üç farklı kelime kullanılmaktadır: Biri affetmek anlamındaki afv, diğeri yeni bir sayfa açmak anlamındaki safh, üçüncüsü ise ‘suçlu üzerinden suçu ve cezayı kaldırmakla birlikte onu korumak ve himayesi altına almak’ anlamına gelen mağfiret’tir.

   Allah bize kendisinin mağfiret edici ve affedici olduğunu bildirir. Biz, Allah’ın öğretmesiyle O’ndan bizi af ve mağfiret etmesini dileriz. Mağfiret, affın hem de safhın anlamlarını içerir. Örneğin: Hakim, bayramlarda hapisteki bir kısım suçluları affeder ve serbest bırakır, ama onların sabıka kayıtlarını silmez. Bunlar, iş için başvurdukları yerlerden sabıkaları yüzünden reddedilir. Eğer hakim onlara safh yapmış ve suçlarını sildirmiş olsaydı onları, af dışında devlet memuru da yapardı.
     Allah’ın müminleri affı, onlardan cezayı kaldırmasıdır; onlara mağfiret etmesi ise onlardan suçu ve cezayı kaldırmakla beraber cehennemden koruması ve cennete sokması demektir.
    ———————————————————————————————————————————————-
    65.TALAK SURESİ (Boşanma/12): İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;

    Allah’ın sınırları: Kadınları boşama ve iddet;
    1. Ey Nebî! Eşlerinizi boşadığınızda iddetleri1 içinde boşayın ve iddetlerini sayın. Rabbiniz Allah’tan çekinin de açık bir fuhuş yapmamışlarsa onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa kötülüğü kendine yapar. Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkarır.  (1). İddet: 3 ay bekleme süresi.

     ——————————————————————————————————————————————–
    Allah’ın nitelikleri;
    Allah, yedi kat göğü ve yerden de onların tam bir örneğini1 yaratmıştır. Yaratan Allah’tır. İşler, bunlar arasında yürür. Bilesiniz ki her şeye bir ölçü koyan Allah’tır. Bilgisi her şeyi kapsayan da Allah’tır.

    Açıklamalar 1;
    Dünya ile yedinci kat sema arasındaki uzaklığı şu ayetlerden öğreniyoruz: “Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan sonra da yönetime (arşa) geçen Allah’tır”. Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler, sonra o işler sizin hesabınıza göre bin yılı bulan bir gün içinde O’na yükselir”. (32/4-6)

       ———————————————————————————————————————————————–              66.TAHRİM SURESİ (Yasaklamak, men etmek/12): İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;
    Allah’ın helal kıldığını haram kılamazsın;
    1. Ey Nebi! Allah’ın özel olarak sana helal kıldığını, neden kendine haram kılıyorsun1? Eşlerinin gönlünü etmeye çalışıyorsun. Neyse ki Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. 2. Allah, bu tür yeminlerinizi bozmayı size farz kılmıştır2. Allah sizin en yakınınızdır. Her şeyi bilen ve kararları doğru olan O’dur.

    Açıklamalar 1;
    (1). Bu ayet nebilerde ismet sıfatının olmadığının delillerindendir. Yani nebiler günahlardan korunmuş değillerdir.   
    (2). Allah Teala şöyle demiştir: “Yaptığınız yeminlerde, Allah’ı, iyilik yapmanıza, takvânıza (kendinizi korumanıza) ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın.# Her şeyi dinleyen ve bilen Allah’tır. Allah, boş bulunarak yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ama bilinçli olarak yaptıklarınızdan sorumlu tutar”. (2/224-225)

    Hadisler:Günaha yemin edenin yemini, yemin değildir. Akraba ile ilişkiyi kesmeye yemin edenin yemini yemin değildir.”   
    “Bir konuda yemin eder, sonra başkasını hayırlı görürsen, yeminini boz, kefaretini ver ve hayırlı gördüğüne yönel.” 
    Açıklamalar 2;
    *Ey Nebi! Neden helalı haram kıldın? (66/1): Fıkıh geleneğinde bu ayete dayanılarak Hz. Peygambere haram koyma yetkisinin verildiği, kabul edilir. Hâlbuki, elçinin iyiliği emredip kötülüğü yasaklaması, iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılması, insanların üzerlerindeki ‘ısr’ı yani yeni gelecek resule inanmak gibi ağır bir yükü kaldırıp zincirleri kırması, sadece Kur’an’da var olanı bildirmesidir.

    Bu fiillerin Resulullâh’a izafe edilmesi, onun resul (elçi) olması sebebiyledir. Allah’ın elçileri, Allah’ın kitabındaki emir ve yasakları, hiçbir ilave veya eksiltme yapmaksızın olduğu gibi tebliğ ederler. Şayet peygamberin helal koyma yetkisi olsaydı  kendisine böyle bir uyarı yapılmazdı.
    ———————————————————————————————————————————————
    Allah’a yönelip tevbe ederseniz iyi olur;
3.
Bir gün Nebi, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Eşi onu, diğer eşine bildirince Allah, Nebisini o konuda bilgilendirdi. O da onun birazını eşine anlattı, birazını da anlatmaktan vazgeçti. Eşine bildirdiğinde o: “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Nebi de “Bana, her şeyi bilen; her şeyin iç yüzünü bilen bildirdi.” diye cevap verdi.

    4. (Ey Nebî’nin iki eşi!) Allah’a yönelip tevbe ederseniz iyi olur. Çünkü ikinizin de gönlü kaydı. Eğer birlikte ona karşı harekete geçerseniz bilin ki Allah, Cebrail ve iyi müminler onun yakın dostlarıdır. Bundan sonra melekler de ona destek olurlar.      5. Eğer sizi boşarsa bakarsınız ki Allah yerinize daha iyi eşler verir. Onlar, Allah’a teslim olan, inanıp güvenen, boyun eğen, ona yönelen, ibadetlerini yapan ve gezip gerçekleri gören dullardan ve bakirelerden olabilir.
     ———————————————————————————————————————————————

    Örnek bir dönüşle Allah’a dönün;
    8. Ey inanıp güvenenler! Örnek bir dönüşle Allah’a dönün. Belki Sahibiniz, nebilerini ve inanıp güvenenleri (müminleri) aşağılamayacağı günde kabahatlerinizi örter de sizi içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştirir. (Oraya gidecek olanların) Nurları önlerini ve sağ yanlarını aydınlatır. Şöyle derler: “Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Her şeye bir ölçü koyan sensin.”
     ——————————————————————————————————————————————–

   Allah’ın örnek gösterdiği kadınlar;
9.
Ey Nebi! Ayetleri görmezlikten gelenlerle (kafirlerle) ve iki yüzlülerle (münafıklarla) mücadeleye devam et. Onlara karşı dik dur. Onların varacağı yer Cehennem’dir. Ne kötü hale gelmektir o!

    10. Allah, ayetleri görmezlikten gelenler için Nuh’un eşi ile Lut’un eşini örnek verir. Onlar, iyi kullarımızdan ikisinin nikahı altında idiler. Kocalarına ihanet ettiler. Kocaları onlara, Allah’tan gelen hiç bir şeyi engelleyemeyecektir. Onlara “Ateşe girenlerle birlikte siz de girin” denecektir.
    11. Allah, inanıp güvenen kimselere (müminlere) de Firavun’un eşini örnek verir. O şöyle demişti: “Sahibim (Rabbim)! Cennet’te, senin katında benim için bir ev yap. Beni Firavun’dan ve işlerinden kurtar. Beni yanlışlar içinde olan bu toplumdan kurtar.”
  12. Allah, namusunu korumuş olan İmran kızı Meryem’i de örnek verir. Onun içine ruhumuzdan üflemiştik1. Meryem, Sahibinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti. İçten boyun eğenlerdendi.
    Açıklamalar 1;
    (1). Buradaki ruh, Allah’tan gelen bilgidir (17/85). O bilgi, Allah’ın Hz.İsa’ya, anasının rahminde iken öğrettiği kitap bilgisi ve konuşmadır. Böylece o ve annesi, insanlar için birer ayet /mucize olmuşlardır.
       ———————————————————————————————————————————————                  67.
MÜLK SURESİ (Mülk, Yönetim/30): İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;
    Allah’ın nitelikleri;
    Bismillâhirrahmânirrahîm:1.Tebarekelleziy biyedihilmulku ve huve ‘ala kulli şey’in kadiyrun. 2. Elleziy halekalmevte velhayate liyebluvekum eyyukum ahsenu ‘amelen ve huvel’aziyzulğafuru.
    1. Bütün yetkileri elinde tutan Allah pek yücedir. Her şeye bir ölçü koyan O’dur. 2. Ölümü ve hayatı yaratan odur1. Bunlar; hanginiz daha güzel iş yapacak diye sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. O güçlüdür, bağışlayıcıdır. 3. Üst üste yedi kat göğü yaratan da O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir uyumsuzluk göremezsin. Bakışlarını oraya çevir; bir çatlak görebilir misin? 4. Sonra bakışlarını iki defa daha çevir de bak, gözün umutsuz halde bitkin düşecektir. 5. En yakın göğü gezegenlerle süsledik. Orayı şeytanlar için taşlama yeri yaptık ve onlara alevli bir ateş hazırladık.

    Açıklamalar 1;
    (1).
İnsan ortaya çıkıncaya kadar uzunca bir zaman geçer (76/1) Onu oluşturan parçalar vardır ama o yoktur. Sonra yaratılır ve yıpratıcı bir imtihandan geçirilir. Sonra ölür ve onu oluşturan parçalar toprak olur. İmtihanın sonucunu görmek için topraktan son kez yaratılacaktır. Böylece her insanın başından iki ölüm ve iki hayat geçmiş olacak ve artık ölmeyecektir.

    Açıklamalar 2;
    Salih amel (Mülk 67/2); iyi, güzel ve yararlı, Kur’an ve sünnete uygun amel demektir. Salih insan iyi insan demektir. Kur’an da peygamberlere ve müminlere Salih denilmiştir. Bir insan imanında, amellerinde, ahlakında, söz, fiil ve davranışlarında dosdoğru ise, hayırlı ve faydalı ameller işliyor, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet ediyorsa “salih” vasfını kazanır.
Salih amel;
Allah’ın hoşnut olduğu, insanların yararına olan iyi, güzel ve yararlı iştir. Yine; imanın gereği olarak ihlas ve iyi niyetle yapılan, Kur’an ve sünnete uygun olan, haram sınırına girmeyen söz, fiil ve davranışlardır. Salih amel, Kur’an’da 72 ayette “iman” ile birlikte geçmiş, iman edip salih amel işleyenlere mağfiret ve cennet vaat edilmiştir.

    Salih insan olmak; İman edip salih amel işlemek, Allah ve elçisine itaat etmekle olur:“Kim Allah’a ve Elçisine boyun eğerse onlar Allah’ın mutluluk verdiği nebiler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerle beraber olacaklardır. Onlar ne iyi arkadaştırlar”!4/69                                                                                                          
    Kur’an’da muttakî insan üzerinde ısrarla durulmuş, cennet nimetlerinin muttakîler için hazırlandığı bildirilmiştir: 3/133-134 
Namaz kılmak, zekat vermek… gibi ibadetler Salih amel olduğu gibi, dürüstlük, doğru sözlülük, meşru şekilde kazanç için çalışmak da salih ameldir. Allah’ın rızasına uygun her amel salih ameldir. İnsanlar amellerine göre ahrette mükafat veya ceza göreceklerdir. Salih amelle sevap kazanabilmek için de insanın imanının olması ve şirkten uzak olması gerekir.   
    İman ve salih amael: İmanı kuvvetlendiren, çepeçevre sararak onu koruyan salih ameldir. İman ile salih amel bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. İman olmadan salih amelin önemi olmadığı gibi, salih amel olmadan kuru bir imanın da tadı yoktur. 
    Bir amelin Salih amel olabilmesi için, o amelin başkalarının yaşamına olumlu bir katkı sağlaması gerekir. Müslüman’ın imanını salih amellerle bütünleştirmesi ve davranışlarını güzelleştirmesi gerekir. İslam’ın istediği iman ve salih amel budur. Yüce Allah Kur’an’da kurtuluşa erebilecek kimseleri şöyle tanıtıyor:  “Asr’a yemin olsun ki hiç şüphesiz insan hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr,103/1-3).     
    Demek ki, imanın yanında mutlaka salih amel gerekir. Allah’ın emirlerini uygulayıp, bunları kendi nefislerinde yaşayarak toplumda yerleşmesi için çalışmak salih ameldir. Hayırlı insan olmanın şartı budur: “İman etmiş olarak kim salih amel işlerse ona güzel bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.” (Nahl, 16/97) ve Ankebut 29/7.  
     İşin salih amel olması ancak Allah rızasının gözetilmesi ile gerçekleşir. Amel, Allah rızası için olacak ve insan bu amelinin karşılığını yalnız Allah’tan bekleyecektir. İnsanların hoşnutluğunu ve beğenisini kazanmak için yapılan ameller asla Salih amel değildir. Riya ile yapılan amellere Allah iltifat etmez. İhlasla yapılan ise inciye benzer. Küçükte olsa o, yine çok kıymetlidir.
    Salih amel, imanın eseridir. Bir kalpte iman yerleşmiş ise, iyi hareketler kendiliğinden oluşmaya başlar. 
    Salihat-Hasenat: Salihat, Müslüman’ın kendini göz ardı ederek başkaları için yaptığı şeyler, Hasenat ise; namaz kılmak, oruç tutmak, tesbih çekmek gibi Müslüman insanın kendisi için yaptığı şeylerdir. Antreman yapmak maça çıkmak içindir. Biz devamlı antreman yapıyoruz ama maça çıkmıyoruz. Maça çıkmayacak kimsenin antreman yapmasının ne anlamı olabilir?

    40 yaşından sonra salihatı bırakan, cami önlerinde hasenat için bekleyen bir toplum olmuşuz. Biz aslında başkaları için bir şeyler yapmalıyız. Üretken insan, salihat yapan insan olmalıyız. Allah’ın projesi de budur.        
    Kur’an da ifade edilen salih amel nedir?
    Allah’ın emir ve yasaklarına riayet ederek bir hayat sürdürmek salih ameldir. Bu genel ifadenin yanında farz ibadetleri yapmak, yardım etmek, güzel işler yapmak da salih ameldir.  Kur’an’da çok önemli 2 husus vurgulanır:
*
Hiç bir ortağı ve yardımcısı olmayan, kuvvet ve kudretinin sınırı olmayan ve her yerde hazır ve nazır bir tek Allah’a iman.

    *İçinde iyiye, güzele, barışa ve esenliğe götüren davranışlarda bulunma ve bu yolda bir ömür sürme zarureti.
    Bunun için Kur’an’da “imân etmek ve bu inancı yaşamak” konusu daima tekrarlanır. Kişinin gerek iyi davranışlarda bulunması ve gerekse başkalarına bu konuda öncülük etmesi toplumsal bilinçlenmenin de temel dayanağıdır. Kur’an’da bu düzeltme işi mutlak manada Allah’a aittir ve ayetlerde bazı esaslara bağlanmaktadır:                                                        
    1.”İnanıp salih amel işleyenler ve Rabbleri tarafından Muhammed’e indirilen gerçeğe inananların Allah çirkin davranışlarını örtmüş ve onların durumlarını düzeltmiştir.” (47/2)                                                                                                   
    2.Allah’ın kainatı ıslah etmesidir. Bu, yeryüzünün insanların yaşamlarına elverişli bir şekle getirilmesi demektir:    
   “Düzeltmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a, ürpererek ve ümitle dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.” Araf 7/56, 16/97.
   “Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin.” 7/85
     ——————————————————————————————————————————————–

    Kafirler ve Müminler;
    6. Rablerini görmezlikten gelenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü hale gelmektir o! 7. Oraya atıldıklarında, alevler saçarken çektiği havanın uğultusunu işitirler.

    8. Sanki öfkesinden çatlayacak gibidir. Her bir bölük Cehenneme atılırken bekçiler onlara: “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar. 9. “Evet” derler; “bize uyarıcı geldi ama biz yalana sarıldık; Allah hiç bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz” dedik. 10. “Keşke söz dinleseydik ya da aklımızı kullansaydık, şimdi bu alevli ateşin ahalisi içinde olmazdık” derler.
    11. Böylece suçlarını itiraf ederler. O alevli ateş ahalisi için bundan sonrası tam bir perişanlıktır. 12. İçten içe Sahibinden korkanlara gelince, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
     ——————————————————————————————————————————————–

   Allah’ın nitelikleri;
    13. Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; O, içinizde olanları bilir. 14. Yaratan bilmez mi? O, lütufkârdır ve her şeyin iç yüzünü bilir.. 15. Yeryüzünü size boyun eğdiren de O’dur. Üzerinde dolaşın ve rızkından yiyin. (Yerden tekrar) onun huzurunda toplanacaksınız.
    ———————————————————————————————————————————————-

    Allah’ın ihtarları;                                                                                                                                    
    16. Gökte olanın, bir sarsıntıyla sizi yere batırmasına karşı güvenceniz var mı? 17. Yoksa gökte olanın, üzerinize taş yağdıran şeyler göndermesine karşı güvende misiniz? Tarafımdan uyarılan kimsenin ne hale geldiğini yakında öğrenirsiniz. 18. Sizden öncekiler de yalana sarılmışlardı; onları hiç beklemedikleri bir hale nasıl da getirmiştim! 19. Üstlerinde sıralar halinde uçuşan kuşları, kanatlarını çekerken görmediler mi? Onları, Rahman’dan başka hiç kimse o çizgide tutamaz. Her şeyi gören O’dur.
    20. Rahman ile aranıza girip size yardım için kenetlenmiş olanlar kimlermiş?1 Kâfirler bile bile aldanmışlık içinde olurlar. 21. Allah rızkı kesse size kim rızık verebilir? Hayır (kimse veremez), onlar inadına bir azgınlık ve nefret içindedirler. 22. Kafasını iyice önüne eğip yürüyen mi yoksa doğru yolda dimdik yürüyen mi hedefi daha iyi bulur?
    23. De ki “Sizi var eden; size dinleme, ileri görüşlü olma (basiret) özelliği veren ve gönüllerinizi2 oluşturan O’dur. Görevlerinizi ne kadar az yapıyorsunuz!” 24. De ki “Toprağa sizi tohum gibi eken O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız.”      25. “Dediğiniz doğruysa onun ne zaman olacağını da söyleyin.” derler. 26. De ki “O bilgi, Allah katındadır. Ben, sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım.” 27. O tehdidi yakından görünce ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) yüzleri fenalaşır ve onlara “Öğrenmek istediğiniz şey budur” denir.
    28. De ki “Düşünsenize, Allah beni ve benimle birlikte olanları yok etse veya iyilikte bulunsa, her iki durumda da siz kâfirleri acıklı azaptan kim kurtarabilir?”  29. De ki “İyiliği sonsuz olan O’dur; biz O’na inanıp güvendik ve O’nu kendimize vekil ettik. Açık bir sapıklık içinde olanın kim olduğunu yakında öğrenirsiniz.” 30. De ki “Düşünsenize, bir sabah sularınız yerin dibine batsa, kim size bir akarsu getirebilir?”
    Açıklamalar 1;
    (1). Üçler, yediler, kırklar.

    (2). Bu ve benzeri âyetlere göre insanın temel farkı, kulaklarında, gözlerinde ve gönlünde olandır. Gönül, kalp diye de adlandırılır. Gözler ve kulaklar kalbin danışmanıdır. Göz doğruları görür, kulak doğruları dinler. Akıl ise ayrı bir organ değil, yanlışları ayıklama işlemidir. Kalp, menfaatlerin, beklentilerin veya özentilerin etkisiyle, akıl süzgecinden geçen bilgileri ya kabul veya reddeder.
    İnsanı diğer varlıklardan farklı yapan şey ruhudur. Ruhun insana kazandırdıkları ile ilgili olarak (32/9) ve dipnotu. İnsanın kişiliğini belirleyen bu ruhtur. İmanın, kalp ile tasdik şartına bağlanması da bundandır. Yoksa peygamberlerin söylediklerinin doğru olduğunu herkes bilir. Ama kendini bir düşünce ve anlayışa esir edenler, o doğruları görmek veya duymak istemezler. Asıl körlük ve sağırlık budur. Kâfir, örten demektir. Bunlar gerçekleri sürekli örtmeye çalışan kimselerdir. Örtecek bir şey yoksa örtme yani kâfirlik de olmaz.
     ——————————————————————————————————————————————-
    68. KALEM SURESİ  52: İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla;
   Allah Teala’nın Hz. Peygamberi övgüleri;

    2. Rabbinin nimeti sayesinde sen, cinlerin etkisinde değilsin. 3. Senin için tükenmek bilmeyen bir ödül var. 4. Sen çok güçlü bir vücut yapısına1 sahipsin.
     (1). Gözle görülür güç, karakter ve huylar anlamına gelir.
      ——————————————————————————————————————————————
   Yalancıları dikkate alma”;
    5. Yakında göreceksin, onlar da görecekler. 6. Şeytanın etkisine1 giren kimmiş? 7. Senin Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir. 8. Yalancıları dikkate alma! 9. Onlar çok isterler ki sen onlara yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar. 10. Yemin edip duran alçakların hiçbirini dikkate alma! 11. Arkadan çekiştirenleri, söz getirip götürenleri, 12. iyiliği engelleyen, saldırgan, günaha düşkün, 13. saygısız, daha da ötesi şımarık2 olanları önemseme!

    14. Malı ve oğulları var diye şımarır. 15. Ayetlerimiz okununca, “Bunlar eskilerin masalları!” der. 16. Böylelerinin burnunu sürteceğiz.
     Açıklamalar 1;
    (1). “Ey Âdemoğulları! Sakın Şeytan ana-babanızı yaktığı gibi sizi de yakmasın.  Açılması hoş olmayacak yerlerini kendilerine göstermek için onların elbiselerini sıyırmış ve o bahçeden çıkarmıştı. O ve onun gibiler, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz Şeytanları inanmayanların dostları yaptık.” (7/27).  
Şeytan cinlerdendir. Cinlerin etkisine girmekle şeytanın etkisine girmek aynıdır. Şeytan insanı fitneye sokar.  
    ———————————————————————————————————————————————-
    Bahçe sahipleri “Bugün hiçbir yoksul, yanınıza kesinlikle sokulmamalı!”;
    17. Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi bunları da yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz. Bahçenin sahipleri, ürünü sabah erkenden devşireceklerine yemin etmişlerdi. 18. Başka bir ihtimal düşünmüyorlardı. 19. Onlar uykudayken Rabbinin emriyle bir afet, bahçeyi sarıp sarmaladı. 20. Orası devşirilmiş gibi oldu.

    21. Sabah olunca bahçenin sahipleri birbirlerine seslendiler: 22. Eğer devşirecekseniz ürünlerinizin başına erkenden varın!” dediler. 23. Hemen yola çıktılar. Şöyle fısıldaşıyorlardı: 24. “Bu gün hiç bir yoksul, yanınıza kesinlikle sokulmamalı!” 25. Güçleri yettiği halde (yoksulları) engellemek için erken çıktılar. 26. Bahçeyi görünce: “Biz, kesinlikle başka bir yere geldik!” dediler. 27. “Hayır hayır, biz yoksun bırakıldık!”
    28. Dengeli olanları söze karıştı: “Size, ‘Allah’ın emrine uysanıza!’ dememiş miydim?” 29. Hep bir ağızdan, “Rabbimiz! Sana boyun eğeriz. Biz yanlışlar içindeyiz!” dediler. 30. Dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar:
     ——————————————————————————————————————————————-

    Müşriklere hitap;
   36. (Ey suçlular!) Elinizde ne var? Ne biçim karar veriyorsunuz? 37. Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyorsunuz? 38. O kitapta “Beğendiğiniz her şey sizindir!” diye bir şey mi var? 39. Yoksa size, kıyamet gününe kadar bizi bağlayacak şekilde: “Her türlü kararı alma hakkınız var!” diye söz verenler mi oldu? 40. (Eğer varsa) Onlara sor bakalım, hangisi buna kefilmiş? 41. Yoksa onların ortakları mı var? Samimi iseler ortaklarını1 getirsinler.

    42. O gün her şey ortaya dökülecek! Secdeye çağrılacaklar ama güçleri yetmeyecek. 43. Saygıyla önlerine bakacaklar, alçaklık her yanlarını saracak. Onlar bu hale gelmeden önce de secdeye çağrılmışlardı.    
    44. Bu söz (Kur’an) karşısında yalana sarılanı bana bırak! Onları beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız. 45. Onlara süre tanırım. Benim düzenim sağlamdır. 46. Yoksa onlardan bir karşılık istiyorsun da borç altında mı eziliyorlar? 47. Yoksa gizli bilgiler onlarda da onu mu yazıyorlar?
    Açıklamalar 1;
    (1).
Bunlar, araya aracılar koyan ve o aracıların Allah katında kendilerini kayıracağına inanan kimselerdir. Onları, kendilerine karşı Allah’ın, Allah’a karşı da kendilerinin ortağı sayarlardı. Benzer ayetlerden biri şudur:“De ki “Şu ortaklarınıza, Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza dönüp baktınız mı? Gösterin bana, onlar bu toprakların hangi parçasını yaratmışlardır? Yoksa göklerde ortaklıkları mı var? Ya da onlara yazılı bir belge verdik de ondaki açık hükümlere göre mi davranıyorlar? Hayır; bu zalimlerden birinin diğerine verdiği söz, onu aldatma dışında bir anlam taşımaz.” (35/40)   

    ———————————————————————————————————————————————-
    Balığın yuttuğu Hz. Yunus;
   48. Balığın yuttuğu kişi gibi olma, Rabbinin kararı gelinceye kadar sıkıntılara sabret. O, mahcup bir şekilde yalvarıp yakarmıştı. 49. Eğer Rabbinin iyiliği imdadına yetişmeseydi, aşağılanmış bir halde açık alana1 atılacaktı. 50. Ancak Rabbi ona bir fırsat daha verdi de onu iyilerden yaptı.
    Açıklamalar 1;
    (1). Balina ve yunuslar, eceli gelince çoğunlukla karaya vurur ve orada ölürler. Yunus’u (a.s.) da böyle bir deniz memelisi yuttuğu için bu ayete göre  onun karnından çıkmasaydı, balık karaya vuracak ve onun vücudu Hz. Yunus’un  kabri olacaktı.
    ———————————————————————————————————————————————-

    Kur’an ve kafirler;
    51. Ayetleri görmezlikten gelenler, bu zikri (Kur’an’ı) dinleyince seni gözleriyle yiyecekmiş gibi bakar: “tamamen cinlerin etkisinde” derler. 52. Oysaki bu (Kur’an), herkese yarayacak doğru bilgiden başka bir şey değildir.
    ———————————————————————————————————————————————
    69. HAKKA SURESİ  (Geleceği kuşkusuz olan şey/52): İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,
    Hz. Peygambere hitap;                                                                                
    1. Bunlar tümüyle gerçektir. 2. Tümüyle gerçek olan nedir? 3. Tümüyle gerçek olanın ne olduğunu nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!). 4. Semud ile Ad (kavimleri), gümbür gümbür gelen o felaket için “Yalan!” demişlerdi. 5. Semud korkunç seslerle etkisizleştirildi1. 6. Ad ise uğultulu, azgın bir kasırga ile etkisizleştirilmişti. 7. Allah rüzgarı, her şeyi silip süpürecek şekilde yedi gece, sekiz gün üzerlerine saldı. O gün (orada olsaydın) bütün halkı yere serilmiş halde görürdün; içi boşalmış hurma kütükleri gibiydiler. 8.Onlardan kalma bir kimseyi2 görebilir misin?
    9. Firavun, ondan öncekiler ve yanlış yola giren her toplum aynı hataya düştü. 10. Rablerinin elçilerine baş kaldırdılar. Rableri de onları kaldırıp yere vurdu. 11. Sular kabarınca (Nuh’un halkından) sizin gibi olanları gemide Biz taşıdık. 12. Bunu, aklınızdan çıkarmayacağınız bir bilgi ve kulağınıza küpe olsun diye yaptık.
    Açıklamalar 1;
   (1). Ad Kavmi hakkında da bilgin var. Hani üzerlerine köklerini kurutan bir rüzgar göndermiştik. Üstünden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi savuruyordu. Semud topluluğu da öyle. Onlara: “Bir süre oyalanın” denmişti. Rablerinin (Sahiplerinin) emrinden uzaklaşıp büyüklenmişlerdi. Sonra göz göre göre onları yıldırımlar çarpmıştı. Yerlerinden kalkamadılar, kimseden de yardım görmediler. (51/41-45)

    (2). Bu ayet, onların soylarından kimsenin kalmadığını göstermektedir. Yoksa yaşadıkları yerin kalıntıları, ibret için korunmuştur. Allah Teala şöyle buyurur: Ad ile Semud’un başına gelenleri de kalıntılarına bakıp kesin olarak anlarsınız. Şeytan, yaptıklarını süslü göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar ilerisini görebilen kimselerdi. (29/38)
    ———————————————————————————————————————————————

    Kıyamet günü olacaklar;
    13. Sura ilk defa üfürüldüğü zaman, 14. yeryüzü ve dağlar kaldırılır, bir tek çarpma ile darmadağın edilirler. 15. Asıl olacaklar o gün olur. 16. O gün gök çatlar ve açılır. 17. Melekler göğün kenarlarına çekilirler. Onların üst tarafında sekiz melek, Rabbinin arşını (yönetim merkezini) taşır.

     ———————————————————————————————————————————————
    Amel defteri sağdan verilecek olanlara, verilecek nimetler;
    18. Allah’ın önüne o gün çıkarılırsınız, gizliniz saklınız kalmaz. 19. Amel defteri sağından verilen şöyle der: “İşte bu; alın okuyun defterimi! 20. Ben hesabımla yüzleşeceğimi biliyordum.” 21. O, mutlu bir hayat sürecek. 22. yüksekçe bir bahçede; 23. olgunlaşmış meyveleri sarkmış halde. 24. Onlara şöyle denecek: “Yiyin, için; afiyet olsun! Bunlar, geçmiş günlerde yaptıklarınızın karşılığıdır.”
     ———————————————————————————————————————————————–

    Defteri sol eline verilecekl kimselere, verilecek cezalar;
    25. Defteri sol eline verilecek kimse şöyle der: “Keşke bana defterim verilmeseydi! 26. Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim! 27. Ah! Keşke ölüm her şeyi bitirseydi! 28. Malım işe yaramadı! 29. Yetkilerim de elimden gitti!”
    30. Onunla ilgili şöyle denir: “Tutun onu, bağlayın! 31. Sonra alevli ateşte kızartın! 32. Ardından da yetmiş arşın boyunda bir zincire bağlayıp sürükleyin!
    33. O, Yüce Allah’a güvenmezdi. 34. Çaresiz birini doyurmaya özendirmezdi. 35. Bugün burada onun bir can yoldaşı da. 36. kanlı irin dışında yiyeceği de olmaz. 37. Bunu, o hatayı (şirk suçunu) işleyenlerden başkası yemez.                  
      ——————————————————————————————————————————————
    Kur’an: Müminlerin, akıllarından çıkarmayacakları bilgi;                      
    38. Görmekte olduklarınız çok önemlidir. 39. Görmedikleriniz de. 40. Asıl önemlisi, Kur’an’ın değerli bir elçinin (Cebrail’in) sözü olmasıdır1. 41. O bir şairin sözü değildir. Ne kadar az inanıp güveniyorsunuz! 42. Bir kâhinin2 sözü de değildir. Bilginizi ne kadar az kullanıyorsunuz! 43. Varlıkların Rabbi tarafından indirilmiştir. 44. (Resulümüz Muhammed) Bize karşı bir takım sözler uydursaydı, 45. elbette onu kıskıvrak yakalardık. 46. Sonra kesinlikle onun şah damarını koparırdık. 47. İçinizden hiç biri de bunun önüne geçemezdi. 4

    48. Kur’an, Allah’tan çekinerek kendini koruyanların, akıllarından çıkarmayacakları bir bilgidir.
    49. Çok iyi biliyoruz ki içinizde yalancılar var. 50. Kur’an, kendini ayetlere kapatan bu kişilerin de yalanını ortaya çıkarır. 51. Çünkü o, kesin gerçektir.
    52. Öyleyse Yüce Rabbinin adını her türlü eksiklikten uzak tut.
    Açıklamalar 1;
    (1).
Elçinin sözü, onu gönderenin (Allah’ın) sözüdür. Kuran, nebinin içine doğmuş, rüyasında gördüğü veya diğer kitaplardan derlenmiş veya Allaha atfedilmiş söz değildir.   (2). Gaybı bildiğini sanan kişi.

     ———————————————————————————————————————————————-