6. EN’AM SURESİNDEN TÜRKÇE MEALLER VE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

     6.ENAM SURESİ (Halk, nesil /165):İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,
    Ecel ve eceli müsemma;
    1. Her şeyi mükemmel yapmak1, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı oluşturan
Allah’a özgüdür.
Ama bunları görmezlikte direnenler (kâfirler), (kendilerini veya başkalarını) Rablerine denk tutarlar2. 2. O, sizi balçıktan yaratan, sonra bir ecel3 belirlemiş olandır. Onun katında süresi belirlenmiş bir ecel4 daha vardır. Ama siz, ileri geri konuşuyorsunuz. 3. O, göklerde de Allah’tır yerde de5. Sırrınızı da bilir, açığa vurduğunuzu da. Kazandığınız her şeyi bilir.
    Açıklamalar 1;
    (1) Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah’tır.

    (2) De ki: “Size zarar veya fayda verme yetkisi olmayan birini Allah ile aranıza koyup ona kulluk mu ediyorsunuz?
    (3)  Vücudun yaratılışı sırasında ölçüleri konan son kullanma tarihi, biyolojik ömür. İnsanın vücut ölçüleri döllenmiş yumurta haline geldiği sırada belirlenir.
    (4) Süresi belirlenmiş ecel (ecel-i müsemmâ), yalnız Allah’ın bildiği yaşama süresidir. O süre dolunca insan ölür. Bazı yanlış davranışlar bu eceli kısaltabilir. Tövbe edip (dönüş yapıp) durumunu düzeltenin eceli eski seviyesine çıkar14/10, 71/4
    (5) O, hem gökte ilah hem de yeryüzünde ilahtır. O, bütün kararları doğru olan ve daima bilendir.
Açıklamalar 2;
       

    Ecel ve Ecel-i müsemma (En’am 6/2): 80/17-19;                                                                 
     Göklerin ve yerin tek bir eceli olduğu halde Kur’an da insan için iki ecelden bahsedilmesi önemlidir. Bunlardan biri, diğer varlıklarda da olan ecel-i müsemma (kişinin yaşayacağı süre) olduğuna göre diğeri tabii ecel olabilir. Tabipler ömür biçerken ona bakarlar. Tabii eceli 100 yıl olanın ecel-i müsemması 60 yıl olabilir. Bu süreyi ancak Allah bilir.
Sonsuz hayat için yaratılan ve ölümsüz bir ruh taşıyan insanın dünyada geçireceği süre ecel-i müsemmadır. Bu sürede ruh vücudu bir ev gibi kullanır. Vücut uykuya dalınca gider; uyanınca geri döner. Ölen vücut, yıkılan ev gibi olduğundan vücut yeniden yaratılıncaya kadar ruh ona dönemez. Kıyamet günü yaratılacak yeni vücut, ihtiyarlamayan, yaşlanmayan, hastalanmayan ve ölmeyen bir vücut olacaktır.  İlgili ayetler;
    Allah’ın onayı olmadan kimse ölmez. Ecelleri (son yaşama tarihleri) yazılıdır. 3/145

    Her toplumun bir eceli vardır. Ecelleri gelince bir an bile erteleyemezler. Onu, öne de alamazlar  7/34.
Ömrü olanın yaşaması ve ömrünün kısalması mutlaka bir deftere kayıtlı olur. Bu Allah’a kolaydır
. Fatır 35/11    

    ————————————————————————————————————————————————
    Kafirlerin varsayımları;
    4. Onlara Rablerinin (Sahiplerinin) ayetlerinden hangi ayet1 gelse hemen ondan yüz çevirirler2. 5. Kendilerine gelen gerçekler (ayetler) karşısında kesinlikle yalana sarıldılar. Hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir. 6. Görmediler mi, onlardan önce nice nesilleri helak ettik! Bu topraklarda size vermediğimiz imkânları onlara vermiş, üzerlerine bol yağmurlu bulutlar göndermiş, topraklarından akıp giden ırmaklar oluşturmuştuk. Sonunda onları, günahları yüzünden yok ettik ve arkalarından başka nesiller oluşturup geliştirdik.

    7. Sana kağıda yazılı bir belge indirsek de elleriyle ona dokunsalar, gerçekleri görmezlikte direnenler (kâfirlik edenler) şöyle derler: “Bu apaçık büyüden başka bir şey değil ki!” . 8. Şunu da derler: “Ona bir melek indirilseydi ya!”. Eğer melek indirseydik işleri bitirilir, onlara süre verilmezdi. 9. Bu elçiyi melek yapsaydık, onu erkek yapar, onları içine düştükleri karmaşaya yine düşürürdük.
    Açıklamalar;
    (1) Allah’ın ayetleri, Allah’ın kitaplarında olanlarla sınırlı değildir. Tabiatta olan her şey Allah’ın âyetidir. Çevremizde ve vücudumuzda yer alan bu âyetler, Kur’ân ayetleriyle tam bir uyum içindedir. Kendini yaratanın Allah olduğunu bilmeyen yoktur. Kur’an âyetlerinin, kendi yapısı ve tabiatta yaptığı gözlemlerle uyum içinde olduğunu gören herkes, Kur’ân’ın Allah’ın kitabı olduğu konusunda tam bir kanaate varır (41/53).  Allah’ın dini, varlıklardaki kanun ve kurallar ile tam bir uyum içindedir (30/30).

    (2) Onlara: “Yapmakta olduğunuz ve geçmişte yaptığınız yanlışlardan sakının; belki ikram görürsünüz,” denildiğinde bir de Rablerinin âyetlerinden biri onlara geldiğinde, onlar sadece yüz çevirirler.
———————————————————————————————————————————————–
     Allah’ın nitelikleri;
    11. De ki “Yeryüzünde dolaşın da yalana sarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.” 12. “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor ve de ki “Allah’ındır!” O, bol bol ikramda bulunmayı kendine görev yazmıştır. Geleceğinde şüphe olmayan Kıyamet /mezardan kalkış günü hepinizi, kesinlikle bir araya toplayacaktır. Kendilerini hüsrana uğratanlar, buna inanmayanlardır.

    13. Gecenin ve gündüzün içinde barınan her şey onundur. O daima dinleyen ve bilendir. 14. De ki: “Gökleri ve yeri bölünme kanunu ile yaratan, besleyen ama kendisi beslenmeyen Allah’tan başkasını mı veli (en yakın) sayacağım!” Bir de “(Allah’a) Herkesten önce benim teslim olmam emredildi” de ve sakın müşriklerden olma!1  15. De ki: “Eğer Rabbime baş kaldıracak olsam büyük bir günün azabından korkarım.”  16. O gün Allah kimi o azaptan çevirirse ona ikram etmiş olur. Bu, açık bir başarıdır.
    17. Allah sana bir sıkıntı verirse onu, ondan başkası gideremez. Sana bir iyilik yaparsa (bil ki) o her şeye bir ölçü koymuştur. 18. O, kulları üzerinde tam hâkimdir. O, bütün kararları doğru olan ve her şeyin iç yüzünü bilendir. 19. Onlara “Kimin şahitliği daha büyüktür?” diye sor ve de ki: “Benimle sizin aranızda şahit Allah’tır. Bu Kur’ân bana, sizi ve ulaştığı herkesi onunla uyarayım diye vahyedildi. Siz hiç Allah ile birlikte başka ilahların da olduğuna şahitlik eder misiniz?” De ki: “Ben şahitlik etmem!” Şunu da de: “Şüphesiz o, tek ilahtır. Ben, ona ortak saydığınız her şeyden uzağım!” 20. Kitap verdiğimiz kimseler onu kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar, ona inanmayanlardır.
    (1) Allah’ı ikinci sıraya koyan, ona teslim olamadığı için müşrik olur.
———————————————————————————————————————————————-
     Dünya hayatı;
    32. (Allah ile yüzleşmeyi düşünmeyenler için) Dünya hayatı, sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Yanlışlardan sakınanlar için hayırlı olan, elbette o son yurttur. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

    Açıklamalar 2;
    Dünya hayatı: Dünya hayatında nimetler herkese eşit mesafededir. Daha iyisini yapan daha çok kazanır. Allah dünya nimetini gereken gayreti gösterene verir. Ahrette ise nimetler yalnız müminleredir. Dünya hayatını ahret hayatından çok sevenler derin sapıklık içindedirler. Dünya süsleri de esasen müminler içindir. Allah zorlayıcı düzen kurmadığı için tüm insanlar istifade ederler.
    İlgili ayetler:  De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram edebilir!” De ki: “Bunlar dünyada müminler içindir(ama kâfirler de faydalanır). Kıyamet (mezardan kalkış) gününden itibaren sadece müminler için olacaktır.” 7/32
   (Allah ile yüzleşmeyi düşünmeyenler için) Dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurdundaki hayat ise asıl hayattır. Keşke bilselerdi! 29/64
    Dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadır. Eğer inanır ve yanlış yapmaktan sakınırsanız Allah size hak ettiğiniz karşılıkları verir. Sizden mallarınızın tamamını da istemez. 47/36
    Bilin ki dünya hayatı bir oyun, bir oyalanma, bir süs, mallar ve çocuklarla övünme yarışından ibarettir. Bu hayat, bitirdiği bitkilerle çiftçileri hayran bırakan bereketli yağmura benzer. Sonra bitki kurur; onu sararmış görürsün, arkasından da çer-çöpe dönüşür. Ama Ahirette (öbür dünyada) hem ağır bir azap hem de Allah’ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanma dışında bir şey değildir. 57/20
   ———————————————————————————————————————————————–

     Onlar seni yalanlamıyorlar, Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar;
    33. Onların söylediklerinin seni çok üzdüğünü elbette biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, yanlışlar içindeki o kişiler, Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar. 34. Senden önceki elçiler de yalanlandı; ama yalanlanmalarına ve eziyet görmelerine rağmen yardımımız gelene kadar sabrettiler /duruşlarını bozmadılar. Allah’ın sözlerini kimse değiştirebilecek değildir. Zaten o elçilerin haberlerinden bir kısmı sana geldi!

    35. Onların yüz çevirmeleri sana ağır mı geliyor! Öyleyse hadi bakalım, gücün yetiyorsa yer altına inen bir delik veya göğe doğru bir merdiven bul da onlara bir mucize getir. Tercihi (insanlara bırakmayıp) Allah yapsaydı elbette onları doğru yolda toplardı. O halde sakın cahillik edenlerden olma1! 36. Sadece dinleyenler, çağrıyı kabul ederler. Ölüler gibi davrananları, nasıl olsa Allah yeniden diriltecektir. Sonra hepsi onun huzuruna çıkarılacaklardır.
————————————————————————————————————————–
    Kafirlerin nitelikleri;
    37. “Rabbinden ona bir mucize indirilse olmaz mı?” dediler. De ki: “Allah mucize indirmenin ölçüsünü belirlemiştir1. Ama onların çoğu bunu bilmezler.” 38. Yerde hareket eden tüm canlılar ve iki kanadıyla uçanların tamamı, tıpkı sizin gibi birer toplum (ümmet)’tir. Bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar da Rablerinin huzurunda bir araya getirileceklerdir. 39. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar; sağırdırlar, dilsizdirler, karanlıklar içindedirler. Allah sapıttığına onay verdiği kişiyi sapık sayar, doğru davrandığına onay verdiğini de doğru bir yola koyar.

    Açıklamalar 1;
    (1)  
Nebilerinden mucize talep edip de, geldiğinde inanmayan toplumlar (26/154) helak edilmişlerdir (7/103-136), (17/59,

    (2) Allah,  bütün nebilerine kitap vermiştir. İmtihan gereği koyduğu küçük farklar dışında hepsinde ana yol aynıdır. Kitapların, biri diğerini tasdik eder.       Bu ayet indiği sırada henüz Kur’ân tamamlanmamıştı. 6/84 ten 6/89 a kadar bütün nebilere işaret edildikten sonra şöyle buyurulmuştur: “İşte onlar, rehber (kitap) verdiği kimselerdir. Sen de onların rehberine uy.” Mekke’de bilinen ilahi kitaplar Tevrat ve İncil idi. Kur’an’da hüküm olmayan konularda onlara başvuruluyordu.  Nitekim kıble değişinceye kadar Müslümanlar Tevrat’a uyarak namazlarını Beyt-i Makdis’e yönelerek kılmışlardı. Kur’an’ın inişi tamamlanınca uyulacak tek kitap o oldu. Artık başkasına uyulamaz: “Bugün dininizi, sizin için mükemmel hale getirdim, size olan nimetimi tamamladım.         Size din olarak İslâm’ı uygun gördüm”. (5/3).
     ————————————————————————————————————————————
      İnsanlara uyarılar;
     45. Yanlış yapan toplulukların kökleri kurutuldu. Her şeyi mükemmel yapmak1, bütün varlıkların sahibi olan Allah’a özgüdür. 46. De ki: “Hiç düşündünüz mü! Allah dinleme ve görme özelliklerinizi alsa, kalplerinizi de mühürlese, Allah’ın dışında bunları size geri verecek ilah kimdir?” Bak bakalım, ayetleri değişik açılardan nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl kenara çekiliyorlar!

    47. De ki: “Hiç düşündünüz mü? Allah’ın azabı size, beklenmedik bir anda veya göz göre göre gelse, yanlış yapan topluluklardan başkası mı bitirilir?” 48. Elçileri, sadece birer müjdeci ve uyarıcı olsunlar diye göndeririz. Kim inanıp güvenir ve kendini düzeltirse onların üzerinde ne bir korku olur ne de üzülürler. 49. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar, yoldan çıkmalarına karşılık azaba uğrayacaklardır.
    50. De ki: “Size ‘Allah’ın hazineleri yanımdadır’ demiyorum. Gaybı (gizli şeyleri) de bilmem. Size, ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece bana vahyedilen Kur’ân’a uyarım.” De ki: “Gören ile görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?”
    51. Araya girecek bir dostları veya şefaatçileri olmadan Rablerinin huzurunda bir araya getirilmekten korkanları, Kur’an ile uyar. Belki yanlışlardan sakınırlar. 52. Öğlende ve akşam üzeri dua edip Rablerinin rızasını kazanmaya odaklananları yanından kovma! Onların hesabı senden sorulmaz. Senin hesabın da onlardan sorulmaz. Onları kovarsan yanlış yapanlardan olursun.
    53. İşte böyle! Kimilerini kimileriyle zor bir imtihana sokarız ki: “Allah aramızdan bunlara mı ikramda bulundu?” desinler. Görevlerini yerine getirenleri en iyi bilen Allah değil midir?
    54. Ayetlerimize inanıp güvenenler sana gelince de ki: “Selam2 size! Rabbiniz, bol bol ikramda bulunmayı kendine görev olarak yazmıştır. Şöyle ki içinizden kim bir cahillik ederek3 kötülük yapar, ardından da tövbe edip (dönüş yapıp) kendini düzeltirse iyi bilsin ki Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.” 55. Ayetlerimizi işte böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz ki (gerçekler ortaya çıksın) ve suçluların yolu iyice belli olsun.
    56. De ki “Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza kulluk etmem bana yasaklanmıştır.” De ki: “Ben sizin arzularınıza uymam. Öyle yaparsam kesin sapıtırım, doğru yolda gidenlerden olmam.” 57. De ki: “Ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanıyorum ama siz onun karşısında yalana sarılıyorsunuz. Hemen istediğiniz şey (hak ettiğiniz ceza) benim elimde değildir. Onun kararını sadece Allah verir. O, gerçeği tam olarak ortaya koyar. İyi ile kötüyü en iyi ayıran odur. 58. De ki “Hemen istediğiniz şey (sizi cezalandırmak) elimde olsaydı aramızdaki her şey biterdi. Ama yanlış yapanların kimler olduğunu en iyi bilen Allah’tır.
    Açıklamalar;
    (1)  “Hamd”, birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. “Arkadaşlığı iyidir.” gibi sözler buna girer. “Şükür” ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah’tır.

    (2)  Arapça “Selam size!” (Selâmun aleykum), Türkçe’de “Size selamet (esenlik ve güvenlik) olsun” demektir.
    (3) Ayette geçen cehâletin Türkçe karşılığı cahillik veya cahillik etmektir. Cahillik, bilmemek; cahillik etmek de bildiği halde kendini tutamayarak yanlış iş yapmaktır. 
    ———————————————————————————————————————————–

    Allah’ın nitelikleri;
    59. Gaybın (gizli bilgilerin)1 anahtarları Allah katındadır; onları ondan başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi o bilir. Onun bilgisi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içinde bir dane, yaş veya kuru herhangi bir şey yoktur ki apaçık yazılı bir kaydı olmasın. 60. Geceleyin sizi vefat ettiren2 ve gündüzün nelerle uğraştığınızı bilen odur. Gündüz sizi kaldırır ki belirlenmiş eceliniz3 tamamlansın. Sonra dönüp geleceğiniz yer onun huzurudur. Daha sonra da size neler yaptığınızı bildirecektir. 61. O, kulları üzerinde tam hâkimdir; size korumalar gönderir3. Birinize ölüm gelince elçilerimiz bir kusur etmeksizin onu vefat ettirirler4.
    Açıklamalar 1;
    (1) Var olduğu halde duyu organlarından uzak olana veya kişinin bilmediği şeylere ‘gayb’ denir.

    (2) Ölüm, bedenin canlılığının son bulması, vefat ise ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bu ayete göre her gece vefat edilmektedir ancak bu esnada beden ölmüş değil uyku halindedir. Ölen bir bedene ruh geri dönemez.39/42
    (3) “Kişiyi önünden ve arkasından takip eden (melekler) vardır, Allah’ın emriyle onu korurlar. Bir toplum kendinde olanı bozmazsa Allah da onu bozmaz. Allah bir topluma sıkıntı vermek isterse, kimse engel olamaz. Onların Allah ile kendi aralarına girecek bir dostları yoktur.” 13/11
    (4) Halk arasında, tek bir ölüm meleği olduğuna inanılır. Bu ayete ve daha birçok ayete göre, insanların canını almakla görevli melekler birden fazladır. Onların başında olan meleğe ölüm meleği denir. Azrail kelimesi ayetlerde olmadığı gibi hadislerde de yoktur..
     —————————————————————————————————————————————

    Kur’an ile uyar;          
    66. Senin halkın, Kur’ân karşısında yalana sarıldı. Oysa o, gerçeğin ta kendisidir. De ki: “Ben sizin vekiliniz (savunucunuz) değilim.” 67. “Her haberin gerçekleşeceği bir yer ve zaman vardır, yakında siz de öğrenirsiniz.” 68. Ayetlerimiz hakkında uygunsuz sözlere dalanları görürsen, başka bir konuya dalmalarına kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan unutturursa hatırladıktan sonra yanlışlar içindeki o topluluğun yanında oturma. 69. Onların hesabından hiçbir şey yanlışlardan sakınanlara yüklenmez. Ama (kalkıp gitmeniz) bir hatırlatma olur. Belki yanlışlardan sakınırlar.

    70. Dünya hayatına aldanıp dinlerini oyun ve eğlence haline getirenleri bırak. Kimse yaptığı şeyden dolayı bir mahrumiyet yaşamasın diye Kur’an ile bilgilendir. Allah ile aralarına girecek ne bir dost ne de şefaatçileri olacak, bedel olarak ne verseler kabul edilmeyecektir. Yaptıkları sebebiyle mahrum edilecek olanlar onlardır. Ayetleri görmezlikte direnmelerine karşılık hak ettikleri, kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir azaptır.
71. De ki: “Bize yarar sağlayamayacak ve zarar veremeyecek birini Allah ile aramıza koyup da onu mu yardıma çağıralım? Allah bizi yoluna kabul ettikten sonra geri mi döndürülelim? Bulunduğu yerde ‘Bize gel’ diyerek kendini doğruya çağıran arkadaşları olduğu halde şeytanların ayartıp şaşkına çevirdiği kimse gibi mi olalım?” De ki: “Doğru yol sadece Allah’ın yoludur. Bize varlıkların Rabbine (sahibine) teslim olmamız emredildi.
72. (Bir de şu emri aldık) namazı özenli ve sürekli kılın ve Allah’a karşı yanlış yapmaktan sakının; huzurunda toplanacağınız odur.”
     ——————————————————————————————————————–
    Allah’ın nitelikleri;
    73. Gökleri ve yeri o gerçek için (sizleri imtihan için)1 yaratan da odur. “Ol!” dediği gün, her şey oluşur. Onun sözü gerçektir.       Sura üfleneceği gün bütün yetki onundur. Gaybı (algılanamayanı) da şehadeti (algılanabileni) de o bilir. Bütün kararları doğru olan, her şeyin iç yüzünü bilen odur.
    Açıklamalar 1;
    (1) Allah; gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanların ve cinlerin faydası için yaratmış, onlardan yararlanma konusunda doğru ve yanlış davranışlarda bulunmalarına imkan vererek insanları ve cinleri zorlu bir imtihana tabi tutmayı amaçlamıştır. Burada bahsedilen gerçek, işte budur.
   ——————————————————————————————————————————————-

    Hz. İbrahim’in inancının oluşması;
   74. İbrahim bir gün babası Azer’e: “Sen putları ilah mı ediniyorsun! Ben, seni ve halkını açık bir sapıklık içinde görüyorum.” dedi. 75.İbrahim’e, göklerin ve yerin yönetimini de şu şekilde gösterdik ki kesin bilgiye ulaşanlardan olsun. 76. Gecenin karanlığı üzerine çökünce bir gezegen gördü, “Bu benim Rabbimdir.” dedi. Gezegen kaybolunca, “Ben kaybolanları sevmem.” dedi.77. Ay’ı, ışık saçarak doğarken gördüğünde “Bu benim Rabbimdir!” dedi. Kaybolduğunda da “Eğer Rabbim doğruyu göstermezse gerçekten ben de bu sapık topluluktan olacağım.” dedi. 78. Güneş’i, ışık saçarak doğarken gördüğünde de “Bu benim Rabbimdir! Bu daha büyük!” dedi. O da kaybolunca dedi ki: “Ey halkım! Ben, sizin ortak saydıklarınızdan uzağım.       79. Ben yüzümü doğrudan doğruya, gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben müşriklerden (Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan) değilim1.

    80. Halkı onunla tartışmaya girdi. İbrahim dedi ki “Benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? O bana doğru olanı gösterdi! Rabbimin onayı olmadan, ortak saydıklarınızın bana bir şey yapabileceğinden korkmam. Rabbimin bilgisi her şeyi kuşatmıştır. Bilgilerinizi kullanmayacak mısınız? 81. Siz, hakkında Allah’ın bir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuklarınızdan korkacağım öyle mi! Biliyorsanız söyleyin: Güven içinde olmak, bu iki taraftan hangisinin hakkıdır? 82. İnanıp güvenen ve imanlarına zulüm (şirk) bulaştırmayanlar var ya, güven içinde olmak işte onların hakkıdır2. Onlar doğru yolda olanlardır. 83. İşte bu, tartışmayı bitiren delilimizdir; onu halkına karşı İbrahim’e verdik. Uygun gördüğümüz kişiyi derece derece böyle yükseltiriz. Senin Rabbin, bütün kararları doğru olan ve her şeyi bilendir. 
    Açıklamalar 1;
    (1) O (İbrahim peygamber), büluğa erdiği andan itibaren putların ilah olmayacağını anlamıştı. Ama o. bu ayetlerde belirtildiği gibi, gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar yıldızın, ayın ve güneşin kendi rabbi olduğu inancındaydı. Onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu. Onun bu konuda, bile bile yaptığı bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşriklerden saymamıştır. Hiçbir Müslüman puta tapmaz ama Nebimiz Hz. Muhammed, ilim adamlarının ve din adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir.
    Allah Teala Kur’an’ı sadece kendisinin açıkladığını, bunu bir ilme göre yaptığını, yaptığı açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini bildirmiş, başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah yapmak olduğunu açıkça ifade etmiştir Hud /11/1. Ama geleneksel yapı, birçok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Nebimiz Hz. Muhammed de ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, bütün Müslümanlara kabul ettirmiştir. Kur’an’ı açıklama yetkisi alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz. Ama birçok ayeti gizleyip birçoğunun da anlamını bozarak Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır. 7/44-45
    (2) Buraya kadar olan, Hz. İbrahimin henüz nebi olmadığı delikanlılık çağında, ailesine ve putperest olan toplumuna karşı yaptığı mücadeledir. Tabiat ayetlerini okuyarak elde ettiği doğru bilgileri iyi kavrayan ve Allah’a tam güvenen bir genç olarak güçlü bir mücadeleye girmiş, kralın karşısında dahi duruşunu bozmamıştır. İbrahim ile baş edemeyeceklerini anlayınca onu yakarak öldürmeye karar vermişlerdi. Tabiattan öğrendiği doğru bilgileri insanlara tebliğ eden İbrahim’i Allah korumuş ve ateşe, onu yakmaması emrini vermiş daha sonra da onu ve onunla aynı inançta olan Lut’u oradan kurtarmıştı.
    (3)  Hz. İbrahimin, 73. ayetten itibaren anlatılan gözlemlerinin benzerlerini her insan yaparak Allah’ın varlığını ve birliğini, gözüyle görmüş ve eliyle dokunmuş gibi kavrar ve bu hususta Allah’a kesin söz verir. Bu da Allah’ın bize karşı delilidir. Bu olay büluğ çağının başında gerçekleşir 7/172-174.
    ——————————————————————————————————————————————
    Allah’ın kendilerine kitap, hikmet ve nebilik verdiği önceki peygamberler;
    84. İbrahim’e, İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik, hepsine doğru yolu gösterdik. Daha önce Nuh’a da doğru yolu göstermiştik. Onun soyundan Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Musa’ya ve Harun’a da gösterdik. Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz1.85. Zekeriyya’ya, Yahya’ya, İsa’ya ve İlyas’a da… Bunların hepsi iyilerdendir. 86. İsmail’e, Elyesa’ya, Yunus’a, Lut’a da doğru yolu gösterdik. Hepsini çağdaşlarından üstün kıldık. 87. Onların babalarından, soylarından ve kardeşleri içinden de… Onlardan da seçtik ve doğru yola yönlendirdik.

    88. İşte (nebilerin gittiği) bu yol, Allah’ın doğru yoludur. O, gereğini yapan kullarını doğru yola kabul eder. Eğer onlar da (o nebiler de) şirk2 koşsalardı bütün yaptıkları boşa giderdi. 89. İşte bunlar kendilerine kitap, hikmet ve nebilik verdiğimiz kimselerdir3. Eğer bu insanlar onları (onlara verilen kitapları, hikmeti ve onların nebiliğini) görmezlikte direnirlerse, görmezlik etmeyecek bir topluluğu, onları korumakla görevlendiririz4.
    90. İşte onlar, Allah’ın rehber (kitap) verdiği kimselerdir. Sen de onların rehberine (kitaplarına) uy5. De ki: “Ben yaptığım bu iş için sizden bir karşılık beklemiyorum. O, alemler6 için sadece bir öğüt ve akılda tutulması gereken bilgidir!”
    Açıklamalar 1;
   Bütün nebilere kitap verilmiştir. Geleneksel din anlayışı buna terstir. Mezhepler buna inanmazlar.
    (1) “Sen istediğin kişiyi doğru yola getiremezsin ama Allah, gereğini yapanı doğru yola getirir. Doğru yola yönelenleri en iyi o bilir” 28/56, “Biz uğrumuzda cihad edenleri (elinden geleni yapanları) elbette yollarımıza yönlendiririz. Allah elbette güzel davrananlarla beraberdir” 29/69, “Doğru yola girenlere gelince Allah onların hidayetini artırır ve yanlışlardan sakınma kararlılığı verir” 47/17.

    (2) “Sana da senden ön­cekilere de mutlaka şu vahyedil­miştir: “Eğer şirk koşarsan yaptıkların kesinlikle boşa gider ve sen de kesinlikle kaybeden­lerden olursun” 39/65, “Hayır, hayır! Yalnız Allah’a kulluk et ve şükredenlerden (görevini yerine getiren­ler­den) ol!” 39/66
    (3) Bu ayetler, Adem ile başlayıp Hz. Muhammed’e kadar gelen bütün nebilere işaret etmekte ve onların tamamına kitap ve hikmet verildiğini bildirmektedir.
    (4) Mekkeliler, nebimizi ve getirdiği kitabı kabul etmediler, onu ve ona inananları ağır baskılar altına aldılar. Onlar da Medine’ye göç ettiler. Allah, Mekke’den göç eden Müslümanlarla onlara kucak açan Medinelilere büyük başarılar nasip etti ve 8 yıl sonra Mekke’nin hakimiyetini onlara verdi.
    (5)  Bu ayetteki  emir gereği Nebimiz, hakkında hüküm indirilmemiş konularda önceki kitaplara uymuştur. Örneğin, kıble değişimi ile ilgili ayetler ininceye kadar namaz kılarken Kudüs’e doğru dönmesinin sebebi buydu. 5/3,48 ayetlerinin inmesiyle birlikte din tamamlanmış ve Kur’ân’da olan hükümlere uyulması emredilmiştir.
    (6) Allah’ın kitaplarından sorumlu olanlar (Alemler) insan ve cin topluluklarıdır.
     ——————————————————————————————————————————————-
    Yahudilerin inancı;
    91. Yahudiler) Allah’a hak ettiği ölçüde değer vermediler. Çünkü “Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi” dediler. Onlara de ki: “Öyleyse insanları aydınlatması ve onlara rehber olması için Musa’nın getirdiği o kitabı kim indirdi? Siz onu, sayfalara döküp bir kısmını ortaya çıkarıyor, bir çoğunu da gizliyorsunuz. Size de atalarınıza da bilmediğiniz şeyler (onunla) öğretilmiştir.” De ki: “Onu Allah indirdi”. Sonra onları daldıkları yerde bırak; oyalanıp dursunlar.
      —————————————————————————————————————————————–
    Kur’an: Bütün insanların uyarılmaları için indirilen son kitap;
    92. Bu da (o kitaplardan) bir kitaptır. Onu biz indirdik, çok faydalı bilgilerle doludur ve kendinden önceki kitapları tasdik eder. Bütün kentlerin merkezini (Mekke’yi) ve onun çevresinde olanları uyarman için indirilmiştir1. Ahirete inananlar, bu kitaba da inanırlar. Onlar namazlarını2 düzgün ve sürekli kılan kimselerdir.                                          
      Açıklamalar 1;
    (1)
Bu Kur’ân bana, sizi ve ulaştığı herkesi onunla uyarayım diye vahyedildi 6/19

    (2) Kişinin sürekli yapması gereken, kendine düşen görevlerdir. Her Müslümanın hiç aksatmadan yapması gereken tek ibadet namaz olduğu için ona da salat denmiştir.    
     ——————————————————————————————————————————————-
    Kafirlerin ahretteki durumları;
    93. Bir yalanı Allah’a mâl edenden veya kendisine bir şey vahiy edilmediği halde “Bana vahyedildi” diyenden ya da “Allah’ın indirdiği gibisini ben de indireceğim” diyen kişiden daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Ölümün bütün etkileri ortaya çıktığında yanlışlar içindeki kimseleri bir görsen! Melekler ellerini uzatıp şöyle derler: “Çıkarın ruhlarınızı!” Bugün, Allah’a karşı gerçek dışı şeyler söylemiş olmanız ve büyüklük taslayarak ayetlerinden uzaklaşmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile karşılanacaksınız.

    94. İlk yarattığımızdaki gibi karşımıza teker teker geldiniz. Size bahşettiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız. Size eşlik edeceğini iddia ettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda göremiyoruz. Aranızdaki bağlar kopmuş. Şefaatçileriniz olduğunu iddia ettikleriniz, sizi bırakıp kayıplara karışmışlar.”
      ——————————————————————————————————————————————–
    Allah’ın nitelikleri;
    95. Daneleri ve çekirdekleri yaran Allah’tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. İşte Allah budur! Nasıl da yalana sürükleniyorsunuz? 96. Sabahın alaca karanlığını yaran, geceyi dinlenme zamanı yapan, Güneş ile Ay’ı da bir hesaba göre düzenleyen odur. Bunlar daima üstün ve bütün kararları doğru olanın koyduğu ölçüdür. 97. O, yıldızları sizin için oluşturdu ki karanın ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız. Ayetlerini, bilen bir topluluk için tek tek açıklamıştır.

    98. Sizi bir tek nefisten (döllenmiş yumurtadan) oluşturan odur. Ardından bir süre kalacağı yer (onu rahme götüren kanal), sonra ananın vücuduna veda etme yeri (ana rahmi) gelir. Ayetlerimizi, anlamaya çalışan bir topluluk için ayrıntılı olarak açıkladık.
    99. Gökten su indiren Allah’tır. Onunla her türlü bitkinin filizini çıkarır. Ondan yeşilliği çıkarır, ondan da üst üste binmiş daneleri, hurma tomurcuğundan sarkmış salkımları, üzüm bağlarını, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytini ve narı çıkarır. Ürün verince ürününe ve olgunlaşmasına bir bakın. Bunda, inanıp güvenen bir topluluk için ayetler /belgeler vardır.
    100. Cinleri Allah’ın ortakları saydılar; oysa onları o yaratmıştır. Bir bilgiye dayanmadan, Allah’ın oğulları ve kızları var diye kestirip attılar. O, onların tanımlamalarından uzak ve yücedir. 101. Gökleri ve yeri, örneği yokken yaratan odur. Karısı olmadığı halde çocuğu nasıl olabilir! Her şeyi o yaratmıştır ve her şeyi bilen odur.
    102. İşte o Allah’tır, sizin rabbiniz (sahibiniz)’dir. Ondan başka ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse ona kulluk edin! Ve yine o her şeye vekil (dayanak) olandır. 103. Hiçbir bakış Allah’ı tam olarak kavrayamaz ama o, bütün bakışları kavrar. O, lütufkârdır ve her şeyin iç yüzünü bilir.
     ——————————————————————————————————————————————
    Allah’ın açıklamaları;                                                                   
    104. Rabbinizden size, kendisini tanıtan göstergeler gelmiştir. Kim onları görürse kendi lehine olur. Kim de körlük ederse kendi aleyhine olur. (Onlara de ki:) Ben sizin koruyucunuz değilim. 105. İşte ayetlerimizi böyle değişik açılardan anlatırız. Sonuçta “Sen birinden öğrenmişsin!” diyeceklerdir; ama böyle yapmamızın sebebi, sana öğrettiğimizi, bilen bir topluluk için de ortaya koymaktır.

    106. Rabbinden sana vahyedilen ne ise sen ona uy! Ondan başka ilah yoktur. Müşriklere1 aldırma! 107. Tercihi Allah yapsa onlar şirke düşmezlerdi 2. Seni onlara bekçi yapmadık. Sen onların (vekili) savunucusu da değilsin.
    108. Siz, (müşriklerin) Allah ile aralarına koyarak3 yardıma çağırdıkları hakkında çirkin sözler söylemeyin ki onlar da taşkınlık edip bilgisizce Allah hakkında çirkin sözler söylemesinler. Her toplumun yaptığını kendilerine işte böyle süslü gösterdik. Sonra dönüp gelecekleri yer Rablerinin huzurudur. O, onlara bütün yaptıklarını bildirecektir.

    109. “Bize bir mucize gelsin, ona mutlaka inanacağız[*]” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki “Mucizeler Allah katındadır.” Siz nereden bileceksiniz; onlara istedikleri mucize gelse bile inanmazlar! 110. Onların gözlerini ve gönüllerini çeviririz de daha önce inanmadıkları gibi olurlar. Onları taşkınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
    111. Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler; tercihi Allah yaparsa4 başka. Ama (tercihi onlara bıraktığı için) çoğu cahilce davranır.
    112. İşte böyle. Her nebiye, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Şeytanlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Tercihi (onlara bırakmasa da) Rabbin yapsa bunu yapamazlar. Sen onları iftiralarıyla baş başa bırak. 113. Bu fısıldama bir de, ahirete inanmayanların o sözlere gönülleri aksın, ondan hoşlansınlar ve suç işlemeye devam etsinler diyedir.
      Açıklamalar 1;
    (1) Kendini veya başkasını Allah’ın yerine koyarak Allah’ı ikinci sıraya atanlar.

    (2)  İmtihanla ilgili konularda ilk kararı insan verir. Çünkü Allah, herkesin yola gelmesini ister ama sadece “doğruya yöneleni kendine yöneltir” 13/27.
    (3) Hristiyanlar İsa’yı Allah’ın oğlu, Mekkeli müşrikler tanrılarını Allah’ın kızları, büyüklerini aracı koyanlar da onları Allah’ın dostu sayarak Allah ile aralarına koyarlar. Bu inanç, insana sinir uçlarından yakın olan Allah’ı 50/16 ikinci sıraya koymaya sebep olur ve kişiyi müşrik yapar.
    (4) Burada yaratması beklenen imandır. Allah sadece “doğruya yöneleni kendine yöneltir”13/27 ama insanların çoğu, kendini düzeltmeden mümin sayılmak ister.
     ———————————————————————————————————————————————
    Allah, Kur’an’ı açıklanmış ve tamamlanmış olarak indirmiştir;
   114.  (De ki) “Allah bu kitabı bize tüm ayrıntılarıyla açıklanmış olarak indirmişken, ben  ondan başka bir hakem arar mıyım!” Kendilerine kitap verdiklerimiz de bilirler ki o, bütün gerçekleri gösterecek şekilde Rabbin tarafından indirilmiştir. Sakın bu konuda tartışmaya girenlerden olma.

    115. Rabbinin kararı, doğru ve dengeli olma bakımından tamamlanmıştır1. Onun kararlarını değiştirebilecek bir kimse yoktur. O daima dinleyen ve bilendir.
    116. Yeryüzündeki kişilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece varsayımlarının peşinden giderler ve delilsiz konuşurlar. 117. Rabbin, kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. O, doğru yola girenleri de en iyi bilendir.

    Açıklamalar 1;
İmtihanla ilgili ilk
kararı insan verir. Allah, herkesin yola gelmesini ister. “Kendisine yöneleni de yoluna kabul eder”.
    (1) Allah’ın elçisi Hz. Muhammed dahil hiç kimsenin sözü Allah’ın sözünün yerine konamaz. Bu ayetlere göre herhangi bir kimsenin sözünü Allah’ın sözlerinin yerine koyan, onu ilahlaştırmış ve müşrik olmuş olur 11/1-2.

    —————————————————————————————————————————————-
    Allah’ın sınırları;
    118. Allah’ın ayetlerine inanmış kimselerseniz onun adı anılarak kesilenlerden yiyin. 119. Size ne oluyor ki Allah’ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz!1 Oysa Allah, haram kıldığı her şeyi size ayrıntılı olarak açıklamıştır; çaresiz kalıp yedikleriniz başka. Birçokları, bir bilgiye dayanmadan kendi arzularına uyarak insanları saptırırlar. Rabbin, sınırları aşanları çok iyi bilir. 120. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah işleyenlere, işlediklerinin cezası verilecektir.
    121. Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanın fısk2 olduğu kesin ise ondan yemeyin. Şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmelerini fısıldarlar. Onlara, gönüllü olarak boyun eğerseniz kesinlikle siz de müşrik olursunuz. 122. Ölü gibiyken can verip yolunu aydınlattığımız ve o aydınlıkla insanlar arasında yürüyen kişi, girdiği karanlıklardan çıkamayan kişi gibi olur mu? Yaptıkları işler, kâfirlere işte böyle süslü gösterilir.

    Açıklamalar 1;
    (1) En’âm Suresi Mekke’de indiği için bu ayet, oradaki Müslümanların, müşriklerin Allah’ın adını anarak kestikleri hayvanların etinden yemediklerini gösteriyor. Çünkü onlar, kestikleri hayvanları Allah’tan başkası adına keserlerdi. Âyetler çok açık olmasına rağmen bütün mezhepler, müşriklerin kestiklerini yemenin haram olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Haram olan, Allah’tan başkasının adı anılarak kesilenlerdir. O hayvanlar, bu iş için yerleştirilmiş taşlar üzerinde kesildiği için o taşların üzerinde kesildiği bilinenler de haramdır.

    (2) Allah’tan başkası adına kesilmediği sürece besmele çekmeden kesilen hayvan etlerinin yenmeyeceğinin bir delili yoktur.        Besmele, sadece Kurban bayramı kurbanı için şarttır (22/28) Ayetler her şeyi açıkça ortaya koyduğu halde tefsir ve meallerde bu ayete yanlış anlam verilerek besmelesiz kesilen hayvan eti haram sayılmıştır.                     
    Bu Surenin 145. ayetine göre fısk, Allah’tan başkası adına kesilen hayvandır. Eğer fısk, hayvanı kesenin eylemi olsaydı hayvanın eti haram olmaz, sadece yapılan iş haram olurdu. Hiçbir ayet ve hadiste hayvanı kesenin Müslüman olması şartı yoktur. Sahabîler Resulullah’a: “Ey Allah’ın Resulü! Bazıları bize et getiriyor. Üzerine Allah’ın adını anıp anmadıklarını bilmiyoruz. Ondan yiyelim mi, yemeyelim mi?” diye soruyorlar. Buyuruyor ki “Siz Allah’ın adını anın ve yiyin!”
     ———————————————————————————————————————————————-
    Allah’ın sınırları;
   123. İşte böyle! Her kentin suça dalmış olanlarını oranın büyükleri haline getiririz ki tuzaklar kurabilsinler. Kurdukları tuzaklar, kendi aleyhlerine döner ama farkında bile olmazlar. 124. Onlara bir ayet gelince şöyle derler: “Allah’ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe inanmayız.” Allah kitabını kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenler, kurdukları plan yüzünden Allah katında küçük düşme ve çetin bir azapla yüzleşeceklerdir. 124. Onlara bir ayet gelince şöyle derler: “Allah’ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe inanmayız.” Allah kitabını kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenler, kurdukları plan yüzünden Allah katında küçük düşme ve çetin bir azapla yüzleşeceklerdir.

    125. Allah, (doğru davranışlarından dolayı) yola geldiğini onaylamak istediği kişinin (1) gönlünü İslam’a açar. (Yanlış davranışlarından dolayı) Yoldan saptığını onaylamak istediği kişinin ise içinde sanki yükseklere çıkıyormuş gibi bunalma ve sıkıntı oluşturur2. Allah, kendisine inanıp güvenmeyenlerin üstünde pisliği işte böyle oluşturur. 126. Bu, Rabbinin izlediği şaşmaz yoldur. Gerekli bilgiye sahip olan3 bir topluluk için âyetleri ayrıntılı olarak açıklamışızdır. 127. O topluluk için, Rablerinin katında esenlik ve güvenlik yurdu vardır. O, yaptıkları iyi şeylerden dolayı onların en yakını (velisi)’dir.
    Açıklamalar 1;
    (1) Allah’ın iki türlü iradesi vardır; biri isteğini, diğeri kararını gösterir. O, her insanın yola gelmesini ve yanlışlardan dönmesini ister (4/26-27). İstek anlamındaki bu iradesi yerine gelmeyebilir. Allah bütün insanların tövbe etmesini de ister ama etmezler. Allah’ın karar anlamındaki iradesi kesin olarak yerine gelir ve verdiği “ol” emriyle birlikte o şey oluşmaya başlar (2/117, 36/82). İnsanın, karar anlamındaki iradesi, ancak gereğini yapmasıyla meydana gelebilir (53/39). Çaba gösterilen şeyin oluşması da  Allah’ın gerekli şartları yaratmasına bağlıdır. Kul çalışan, Allah da yaratandır.
    (2) Sapmakta olan kişiyi Allah çeşitli yollarla uyarır. İçinin bu şekilde daralması ondandır (9/115).
    (3) Hikmet, Allah’ın indirdiği ve yarattığı ayetlerden doğru bilgiye ulaşma yöntemi ve ulaşılan doğru bilgidir. Allah’ın kitabındaki hikmete ulaşma yöntemi, o kitabın içinde anlatılmıştır (3/7, 11/1-2).
     Sapmakta olan kişiyi Allah çeşitli, yollarla uyarır. İçinin bu şekilde daralması ondandır. İlgili ayetlerden biri:
     “O, kişinin içine davranışlarının yanlışlığını da doğruluğunu da fısıldar. Kim kendini geliştirirse umduğuna kavuşur. Kim de kendini pis işlere sokarsa kaybeder.” (91/8-10)
     ————————————————————————————————————————————————
    Çocuklarını bir bilgiye dayanmadan akılsızca öldürenler sapıtmışlardır;
    128. Herkesi bir araya toplayacağı gün Allah şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! Birçok insanı etkilediniz!” Onların insan dostları da şöyle diyeceklerdir: “Evet, Rabbimiz! Birbirimizden faydalandık. Nihayet bize biçtiğin sürenin sonuna ulaştık.” Allah diyecek ki: “Belirlediklerim hariç1 kalacağınız yer, içinde ölmeyeceğiniz ateştir.” Senin Rabbin daima doğru karar verir, her şeyi bilir.

    129. Elde ettikleri şeylere karşılık, biz zalimlerin bir kısmını diğerinin dostu yaparız. 130. Ey cin ve insan toplulukları! İçinizden ayetlerimi tam olarak anlatıp bugüne varacağınız hakkında sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” Onlar, “Kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” diyecekler. Dünya hayatı onları aldatmıştı. Orada kendi kâfirliklerine kendileri şahitlik edecektir.
    131. Çünkü senin Rabbin, ahalisi ayetlerimizden habersizken, haksız yere kentleri helak etmez. 132. Herkesin yaptığı işe göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. 133. Rabbin sınırsız zengindir, bol ikram sahibidir. Gerek görürse sizi yok eder, sizden sonra yerinize, istediği kimseleri geçirir. Nitekim sizi de bir başka topluluğun soyundan oluşturup geliştirmiştir. 134. Başınıza geleceği söylenenler, mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.
    135. De ki: “Ey Halkım! Elinizden ne geliyorsa yapın. Ben de yapacağım. Sonunda bu yurt (Mekke) kimin olacak, öğreneceksiniz. Şu bir gerçek ki yanlışlar içinde olanlar umduklarına kavuşamazlar.” 140. Çocuklarını bir bilgiye dayanmadan akılsızca öldürenler ve Allah’ın rızık olarak verdiğini, Allah’a iftira ederek haram sayanlar kesin olarak kaybetmişlerdir. Onlar sapıtmıştır; doğru yolda değillerdir.
    Açıklamalar 1;

    (1) Allah, şirkin dışındaki günahları affedebileceğini bildirdiği için müşrik olmadığı halde ebedi cehennem cezasını hak edenler de çıkarılabilirler (4/93).
    ————————————————————————————————————————————————-
    Helal saydıklarımızdan yiyin, hasat günü ürününüzün zekatını verin;
    141. Asmalı ve asmasız bahçeleri, mahsulleri farklı hurma ağaçlarını ve bitkileri, birbirine benzeyen ve benzemeyen özellikteki zeytin ve nar ağaçlarını oluşturup geliştiren odur. Bunlar ürün verince ürününden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşrünü)1 verin. Sakın israf etmeyin. O, israf edenleri sevmez.
   142. (Allah) En’amın bazısını yük ve insan taşıması için, bazısını da sırf eti, derisi ve yünü için oluşturup geliştirmiştir. Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin; o sizin için açık bir düşmandır.

    145. De ki: “Bana gelen vahiyde yiyen kişiye, şunlardan başka yemesi haram kılınmış bir şey bulamıyorum: Ölü (leş), akmış kan, domuz eti ki bir pisliktir ya da üzerine Allah’tan başkasının adı anılarak kesildiği için fısk2 olan hayvan. Kim çaresiz kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse şüphesiz Rabbin, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır”.
     Açıklamalar 1;
    (1) Ey inanıp güvenenler! Kazandıklarınızın temizlerinden ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerden hayra harcayın! Gözünüzü yummadan almayacağınız kötü şeylerden vermeye kalkmayın!

    (2) Allah’tan başkası adına kesildiği, net olarak bilinmedikçe, Müslüman olmayanların kestiği veya besmelesiz kesilen hayvanın eti haram değildir. Aksini gösteren ne bir ayet ne de hadis vardır (6/121)
     ————————————————————————————————————————————-
    Kafirlerin kuruntuları…kesin delil Allah’ın delilidir;
    148. Şirke düşenler (Allah’ı ikinci sıraya koyanlar) diyecekler ki “Allah farklı bir tercihte bulunsaydı biz de atalarımız da şirke düşmez, hiçbir şeyi de haram saymazdı.” Onlardan öncekiler de bu şekilde yalana sarıldılar1 ve sonunda baskınımızı tattılar. De ki “Yanınızda (bu tercihi Allah’ın yaptığına dair) bir bilgi mi var ki karşımıza çıkarabilesiniz. Siz sadece varsayımlarınızın peşinden gidiyorsunuz; siz sadece delilsiz konuşuyorsunuz.”

    149. De ki: “Kesin delil Allah’ın delilidir. Tercihi (size bırakmayıp) Allah yapsaydı2 elbette hepinizi yola getirirdi.” 150. De ki “Şunları Allah’ın haram kıldığına şahitlik eden şahitlerinizi getirin.” Eğer şahitlik ederlerse, sakın onlarla birlikte şahitlik etme. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar (kendilerini veya başkalarını) Rablerine denk tutarlar.
    Açıklamalar 1;
    (1) Bu yalan, insanların iradeli varlıklar olmadığı, Allah neyi emrettiyse onu robot gibi yaptıkları yalanıdır. Bu tip insanlar, yaptıkları hataları Allah’a mal etmek için her şeyin ezelden yazılı olduğu, Allah’ın zaman ve mekana tabi olmadığı gibi bir takım iftiralar üreterek bambaşka bir din sistemi oluşturmaya çalışırlar. Bu iddiaların temelinde kendi kabahatini Allah’a yükleme amacı yatar. Oysa 28/68’e göre insanların ve meleklerin tercih hakkı vardır. 
    (2) Kur’an’da olmayan kader inancını İslam’a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şâe fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş, bu yanlış anlamı, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır.  

    —————————————————————————————————————————————–
    Allah’ın emirleri (10 emir):
    151. De ki: “Gelin, Rabbinizin koyduğu yasakları size sıralayayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın! Ana-babaya iyilikten geri durmayın!1 Yoksulluktan dolayı çocuklarınızı öldürmeyin; size de onlara da biz rızık vereceğiz. Fuhuş çeşitlerinin açığına da gizlisine de yaklaşmayın! Haklı sebeple olması dışında Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın!2” Bunlar onun size yüklediği görevlerdir. Belki aklınızı kullanırsınız.

    152. Ergin hale gelinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın, onun için en yararlı bir yolla olursa başka. Ölçüyü ve tartıyı hassas olarak tam yapın. Biz kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyiz. En yakınınızın aleyhine de olsa, konuştuğunuzda adaletli olun. Allah’a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin. Onun size yüklediği görev budur. Belki aklınızdaki bilgiyi kullanırsınız.
    153. İşte benim doğru yolum budur; siz onu takip edin! Başka yolları takip etmeyin, yoksa o yollar sizi benim yolumdan ayırır. Bunlar size yüklediğim görevlerdir. Belki yanlışlardan sakınırsınız.
    Açıklamalar 1;
    (1) Allah’ın emrettiği ana-babaya itaat değil, ihsan yani iyi davranmaktır.

    (2) Adam öldürmenin meşru olduğu durumlar, savaş (2/190), kısas (2/178-179), (17/33) ve terör suçu işleyenlerden bir kısmına verilen ceza (5/33) ile sınırlıdır.
     Açıklamalar 2;
    Değişmeyen doğruların ve yanlışların topluca hatırlatıldığı bu ayetleri şöyle özetleyebiliriz: Sadece bir olan Allah’a kulluk etmek, O’na asla ortak koşmamak, anne babaya iyi davranmak, akrabayı ve yoksulu gözetmek, cimrilik etmemek ve müsrif olmamak, zinaya yaklaşmamak, cana kıymamak, yetim malına el uzatmamak, ahdine riayet etmek, ölçüyü dikkat etmek, hakkında bilgisi olmayan şeyin ardına düşmemek, kibirden uzak durmak ve tövbe etmek.

    Bir olan Allah’a kulluk etmek ve O’na şirk koşmamak diğer iman esaslarının kabulünü ve ifasını da gerektirir. Meselâ zinaya yaklaşmayın emri ona götüren yolları da yasaklar; doğru tartın emri ticaretin tümüyle dürüstçe yapılmasını bildirir; cimrilik ve müsriflikten men ise infak ehli ve tutumlu olmayı zorunlu kılar.
    Sayılanlara topluca baktığımızda her hak sahibine hakkını veren örnek bir Müslüman şahsiyet karşımıza çıkar ve o, Rabbini bilir ve Rabbine layık olduğu gibi kulluk etmeye çalışır. Tuttuğunu almak için etrafını tırmalamaz, daima veren el olmaya çalışır. En yakınlarından başlamak üzere gücü yettiğince insanlara iyilik etmeye çalışır. Beşerî ilişkilerinde adaletli ve merhametli davranır; her şeyi hakkınca yapar ve hakkına razı olur. Bu itibarla kibir, riya ve zulüm gibi illetler ona sirayet etmez. Davranışlarında tevazu, kanaatkârlık, tevekkül ve teslimiyet gibi güzel hasletler tezahür eder. Günah işlediğinde Allah’tan af diler, yanlış yaptığında insanlardan özür diler. Hatasında ısrarcı olmaz.
     Kur’an’ın muhtelif ayetlerinde hatırlatılan bu hakikatlerle sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) ömür boyu anlattığı değerler, bu ayetlerde özetle hatırlatılmış oluyor. Çünkü insan; tevhidi, ahiret inancını ve hesap duygusunu kaybettiği anda hayatında savrulmalar başlıyor, canavardan daha yıkıcı halde etrafına saldırıyor.
    Ana babaya iyilik;
   “Kur’an da bir çok ayette, ana-babaya iyilikte bulunma ve onlara karşı iyi davranma emri vardır. Onlar yaşlandıkça saygı bekleyen çocuk gibi olurlar, istekleri artar ve onları idare etmek zorlaşır. Onlara ilgisiz kalmayın, “Of” bile demeyin. Bu söz onları çok üzer. Onları korumanız altına alın. Onlara iyi davranın ve ikramlı sözler söyleyin”.       İlgili ayetler;

    “Rabbin şöyle hükmetmiştir: Ondan başkasına kulluk etmeyin ve ana-babaya iyi davranın! Onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlarsa onlara “Bıktım!” deme ve ilgisiz davranma[*]! Onlara, onurlandırıcı sözler söyle! 17/23
İnsana ana-babasına iyi davranma görevi yükledik. Ama bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana eş koşman için sana baskı yaparlarsa sakın boyun eğme” 29/8.  “Biz insana, ana ve babasına karşı görev yükledik; anası onu, üst üste gelen güçlüklerle taşımıştır. Sütten kesilmesi iki yıl içindedir. (Ey insan!) Hem bana, hem de anana ve babana olan şükran borcunu öde. Anan ve baban, hakkında bir bilgin olamayacak şeyi bana şirk koşman için baskı yaparlarsa, sakın boyun eğme ama dünya işlerinde iyi geçinmeye devam et”. 31/14-15                                                 A. Bayındır
    Ahdine Sadakat (6/151);
    Ebeveyne hürmeti, akrabayı gözetmeyi, yoksula yardım etmeyi çekip aldığınızda hayatın tadı tuzu kalmıyor. Onlarla birlikte hayata tutunan pek çok güzellikler de yok oluyor. Vefakârlık elden gidiyor, güler yüz yapmacık hâle geliyor…

Allah’ın “yaklaşmayın” buyurduğu zinaya götüren yollara set çekme gibi bir hassasiyet kaybedilirse, maddî ve manevî marazlar birer pıtrak gibi topluma sirayet ediyor. Vahşet ve utanç sahneleri yürekleri kanatıyor.
    Ahdine sadakati, ölçüye riayeti, yetim malına hassasiyeti kaybettiğinizde bunların yerlerine hep çirkinlikler gelip yerleşiyor. Hak hukukun gözetilmediği, can emniyetinin kalmadığı bir yerde yaşıyorsunuz. Allah’ın hudutlarını gözetmek gibi bir temel direği sökerseniz geride malayani peşinde ömrünü heba ederek iki dünyasını da zayi eden bir insan tipi kalıyor…
     Öyleyse çare nedir? Cevap bu ayetlerde veriliyor. O da her devirde insanlığın değişmez ihtiyaçlarına çözüm olarak indirilen hikmetli emirlere tutunmak ve Allah katında sevimsiz olduğu belirtilenlerden uzak durmak ve kısacası sahip olduğumuz değerleri hayata taşımaktır. Bu, aynı zamanda bizim vazifemiz, insanlığın da beklentisidir.     
   ——————————————————————————————————————————————

    Kur’an çok faydalı bilgilerle dolu bir kitaptır;
    155. Bu da indirdiğimiz bir kitaptır. Çok faydalı bilgilerle doludur. Siz buna uyun ve yanlışlardan sakının ki iyilik ve ikram göresiniz. 156. Yoksa şöyle derdiniz: “Kitap bizden önceki iki topluluğa indirildi. Biz onların okuduklarından habersiz kaldık.”
    157. Ya da şöyle derdiniz: “O kitap bize indirilmiş olsaydı ona, onlardan daha iyi uyardık.” İşte size Rabbinizden açık bir belge, bir rehber ve bir ikram geldi. Bundan sonra Allah’ın ayetleri karşısında yalana sarılan ve onlardan uzak duranlardan daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Ayetlerimizden uzak duranları, uzaklaşmalarına karşılık, kötü bir azap ile cezalandıracağız.
     —————————————————————————————————————————————
     Allah’ın hesabı;
    160. Kim (Allah’ın huzuruna) bir iyilikle gelirse ona onun on katı verilir. Bir kötülükle gelen ise sadece dengi ile cezalandırılır1. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
    İlgili ayetler;
    (1)Kıyamet günü azabı ikiye katlanır. O azabın içinde alçaltılmış olarak sürekli kalır. 25/69
“Kim (Allah’ın huzuruna) bir iyilikle gelirse ona daha iyisi vardır. Kim de bir kötülükle gelirse kötü işler yapanlara sadece yaptıklarının karşılığı verilir” 28/84,
Kim bir kötülük yaparsa ona sadece yaptığının dengi bir karşılık verilir. Erkek olsun, kadın olsun, kim mümin olarak iyi iş yaparsa işte onlar cennete girer, orada onlara hesapsız rızık verilir” 40/40

      ——————————————————————————————————————————————–

    Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez;
    161. De ki: “Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, İbrahim’in dini dosdoğru yaşama biçimine yöneltti. İbrahim, müşriklerden olmamıştı.” 162. De ki: “Benim namazım, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, varlıkların sahibi olan Allah içindir. 163. Onun hiçbir ortağı yoktur. Aldığım emir gereği, ona herkesten önce teslim olan benim.” 164. De ki: “Allah her şeyin sahibi olduğu halde ondan başka Sahip mi ararım! Herkesin kazancı, sadece kendini bağlar. Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez. Er geç dönüp geleceğiniz yer Sahibinizin huzurudur. O size anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

    164. De ki: “Allah her şeyin sahibi olduğu halde ondan başka Sahip mi ararım! Herkesin kazancı, sadece kendini bağlar. Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez. Er geç dönüp geleceğiniz yer Sahibinizin huzurudur. O size anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.
    165. Bu topraklarda sizi öncekilerin yerine geçiren odur. Kiminizi kiminizden birkaç basamak yükseltir ki verdikleriyle sizi zor bir imtihandan geçirsin1. Rabbin, suça denk cezayı çabucak belirler. Ama o, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
    Açıklamalar 1;
    (1) “Sonra onların ardından o topraklara sizi yerleştirdik ki nasıl davranacağınızı görelim” 10/14

    ——————————————————————————————————————————————–